Yazarlar 26 EYLÜL 2010 / 18:00

AB’den Ar-Ge hibesi almanın zorluğu hakkında

AB’nin Türkiye’ye de açık birçok hibe programı olduğunu, bunların özellikle Ar-Ge için destek sağladığını ve aralarında en büyüğünün şu an 7.’si bitmekde olan Ar-Ge Çerçeve Programı (7ÇP) olduğunu biliyorsunuz. Programın tanıtımını TÜBİTAK etkin biçimde yapıyor, dergimizde de sıkça konu ediliyor. Bu hibelerin biraz çaba ile erişilebilir olduğu hissi hakim. Öyle ki, bazı üniversiteler araştırma bütçelerini aşağı çekip öğretim üyelerini proje teklifi yazmaya itiyorlar.
Oysa gerçekler biraz farklı. Komisyonun daveti ile 7ÇP’de hakemlik yaparken edindiğim bazı izlenimleri kısaca paylaşmak istiyorum:
Değerlendirici olduğum “Teknoloji Destekli Eğitim” alanında açılan tüm çağrılarda 200 civarı teklif geçerli sayıldı ama bunların 3/4’ü başarı eşiğini aşamadı. Ancak bu eşiği aşmanın gerçekte hiçbir anlamı yok, çünkü sonunda sadece 6-7 proje desteklendi. Yani destek almak için eşiği aşmak değil, neredeyse “tam not” almak gerekli. Aslında tam not almak bir fantazi değil, ancak birçok incelik var ki sadece uzun yılların tecrübesi ile kazanılabiliyor. Örneğin, değerlendiriciyi ilk bakışta avlayacak bir giriş yazabilmek; proje sonucunun tahmini etkisini değil, bu etkinin nasıl açığa çıkacağını anlatmak gibi. Bu tecrübeye çerçeve kariyerli öğretim üyeleri ve proje ofisleri sahip olabilir. Ülkemizde bu kişiler umuma destek verecek durumda değil. Üstelik teklifi sunmadan önce ve sonra komisyon memuru ile düzeyli bir ilişki kurmak gerek, bu hem zaman hem paraya mal oluyor.
Bu yüzden aslında hedefimiz teklif yazmak değil, kazanabilecek tekliflere ortak olmak olmalı. Böylece ekseni kaydırınca yapılabilecek birçok şey ortaya çıkar. Örneğin, ilgili tüm kuruluşların katılabildiği “mükemmelik ağlarına” dahil olup, çağrılar öncesinde mayalanan planlara dahil olmak. Peki hangi kimlik ile? Masaya ne koyarak? Bunu önceden düşünmeli; somut verilerle desteklemeli. En aranan rollerin ürün geliştirme, test etme ve geniş pazarlara açılan kapılar olduğunun altını çizmeliyim ki bunlar Türk kuruluşlarının aslında kolaylıkla yapabileceği işlerdir. En azından çerçeve tecrübesini kazanana kadar.
ETİKETLER : Sayı:789