Yazarlar 27 NİSAN 2015 / 10:39

AKP VE CHP SEÇİM BİLDİRGELERİ BİLGİ ÇAĞI’NA NE KADAR UYGUN?

TEKNO-POLİTİK


Osman Coşkunoğlu


ocoskunoglu@gmail.com


https://twitter.com/osmancoskunoglu


www.facebook.com/osman.coskunoglu


www.coskunoglu.org




ULUSAL




Bu satırların yazıldığı 19 Nisan günü, AKP ve CHP web sitelerinde seçim bildirgelerini yayımladı. (MHP ve HDP bildirgeleri henüz açıklanmadı.) Bu yazı ve zaman sınırları içerisinde, toplamı 552 sayfalık iki bildirgede, bilgi çağını ve teknolojilerini ilgilendiren konularda en dikkatimi çeken farklar ile iki bildirgenin olumlu ve olumsuz yönlerine bakalım.

İki bildirgenin de birinci bölümü demokrasi ve bireysel haklarla ile ilgili. Bu bölümde, CHP bildirgesinin “Çoğulcu Medya, Özgür İnternet” alt bölümünde, “Bilgiye Erişimi Güvence Altına Alacağız” ve “İnternet ve Sosyal Medya Kullanımını Özgürleştireceğiz” başlıkları altında özlenen ve ihtiyaç duyulan somut vaatler var. Bunların içinde, belki de en önemlisi “İnternete ilişkin tüm kanunları, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile uyumlu hale getireceğiz” sözü. Gözüm, Bilgi Edinme Kanunu’nun doğru dürüst uygulanmasına ilişkin bir vaat aradı ama yoktu. AKP bildirgesi ise bu konulara değinmemiş. Bildirgelerindeki bir vaat ise bana ürkütücü geldi: “Mevcut ve geliştireceğimiz yeni mekanizmalarla vatandaş denetimini güçlendireceğiz” (s. 58). Mahalle baskısını artıran, çoğulculuğu tehlikeye atan bir uygulamanın kapısı mı açılıyor?

AKP bildirgesinin üçüncü, CHP bildirgesinin ise ikinci bölümü ekonomi üzerine. CHP’nin ekonomi politikaları, fiziksel sermayenin yanında bilginin de ekonominin önemli bir girdisi olduğu bilinciyle hazırlanmış. Örneğin, “sosyal bilgi ekonomisi” (s. 40) ve “yurttaşlarımızı, bilgi ve bilişime kavuştururken, fiziksel sermayenin de paylaşımına ortak edecektir” (s. 41) gibi ifadelerle, bilginin genel ekonomi politikalarının omurgasını oluşturacağı izlenimi veriyor. AKP’nin ise genel ekonomi politikalarında bilgi kavramı geçmiyor. Öte yandan, bu yıl kendi hükümetlerinin yayımladığı Bilgi Toplumu Stratejisi’ne atıfta bulunarak bu eksiği bir bakıma gideriyor. Ayrıca, bildirgenin çeşitli yerlerinde bilgiye verdikleri önemi belirten vaatler var. Örneğin, “Tüm Halk Kütüphanelerimizin internet erişimi ve bilgisayar konusundaki altyapı eksikliğini giderecek, kitap ve doküman varlıklarını artıracağız” (s. 123).

CHP bildirgesinin ikinci bölümünde, genel ekonomi politikalarından sonra, sektörel politikalar birer alt bölüm olarak sunulmuş. “Bilgi Ekonomisi Atılımı” alt bölümü içerisinde, bu yöndeki somut politikalar ifade ediliyor. AKP bildirgesi ise sektörlerin her birini ayrı bölümlerde ele alıyor. Dördüncü bölüm, “Bilim, Teknoloji ve Yenilikçi Üretim” üzerine. Genel olarak, iki bildirge de, bilgi teknolojilerinin gelişmesi yönünde vaatler içeriyor. Ayrıntılara girince, farklar ortaya çıkıyor.

AKP bildirgesinde yüzeysel olarak söz edilen akıllı kentler konusu, CHP bildirgesinde etraflı bir şekilde ele alınmış ve “Akıllı kent sistemlerinin yaygınlaşması için uygulamaların yazılımlarını açık kaynak olarak geliştireceğiz” (S. 155) vaadi yapılmış. “Açık kaynak” kavramı AKP bildirgesinde hiç yer almamış.

AKP bildirgesinde yokluğu ile dikkat çeken önemli konulardan birisi de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) yeniden düzenlenmesi. UDH bakanı Lütfü Elvan’ın bu konuda iddialı açıklamalar yapmış olmasına karşın, bildirgede TİB’e hiç değinilmemiş. Bireysel hak ve özgürlükler ile hukukun egemenliği konularında çok daha duyarlı olan CHP bildirgesinde,  TİB’in (emniyet güçleri ve MİT ile beraber) hukuksuz gözetleme ve fişlemelerine son verileceği yer alıyor. Bilişim ile ilgili bir bakanlık iki bildirgede de yer almazken, CHP bildirgesinde Girişimcilik Bakanlığı kurulacağı ifade ediliyor. Kurum ve kuruluşların bağımsızlığı konusu CHP bildirgesinde önemle vurgulanıyor. Öte yandan, “Veri Koruması Kurulu’nun bağımsız olmasını sağlayacağız” (S. 53) vaadi spesifik olarak belirtilirken, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) bağımsızlığının sağlanması ifade edilmemiş.

AKP bildirgesinde, “bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesini teşvik edeceğiz” (s. 122) ve “Oyun Sektörü Stratejisini oluşturacağız” (s. 267) diye iki önemli vaat varken, benzer veya paralel bir ifade CHP bildirgesinde yok. E-devlet ile ilgili politikalar, genel olarak telekomünikasyon sektörü ile, daha spesifik olarak fiber yatırımlar ile ilgili strateji ve politikalar, AKP bildirgesine kıyasla, CHP bildirgesinde daha genel ve yüzeysel olarak geçiştirilmiş. AKP bildirgesinde tek cümlelik ve genel vaatler olarak da olsa yer alan internet değişim noktaları, yeşil bilişim ve internet kafeleri konularını CHP bildirgesinde göremiyoruz.

Özellikle önemli olduğunu düşündüğüm konulardan birisi, eğitimde bilişime daha fazla yer verilmesi. Her iki bildirgede de bu konuda genel vaatler varsa da, kodlamanın erken yaşlarda öğretilmeye başlaması iki bildirgede de somut olarak ifade edilmemiş.

AKP bildirgesinin, yukarıda ifade edilenlere ek olarak, en zayıf tarafı, birçok konuda yapılan vaatler ile AKP hükümetinin şimdiye kadarki uygulamaları arasındaki çelişkilerle ilgili. Vaatlerinin inanılırlığına gölge düşüren çok sayıda örnekten sadece üç tanesi ile yetineceğim: (1) “Fiber erişim destekleme programı oluşturacağız” (S. 266). Bunca yıl uygulanan yanlış politikalar ışığında inandırıcı olmayan bir vaat. (2) Hala bir proje olamamış olan FATİH girişimindeki perişan durum ortadayken, yeni vaatler anlamsız kaçıyor. (3) “Rekabeti iyi işleterek hiç kimse için korunaklı kolay para kazanma alanı oluşturmadık” (S. 149) ifadesi yer alırken, istatistikler telekomünikasyon sektöründe bu iddianın geçerli olmadığını açıkça gösteriyor.

CHP bildirgesinde, yukarıda ifade edilenlere ek olarak, iki önemli eksik dikkat çekiyor: AKP hükümetinin ortaya attığı FATİH girişimi (ben ortada hala bir proje görmüyorum) ve daha yeni yayımladığı Bilgi Toplumu Stratejisi ile ilgili CHP ne düşünüyor?

Bu yazıyı yazma sırasında yayımlanan 552 sayfalık iki bildirgeyi, bu kısa sürede ve bu yazı sınırları içerisinde hakkıyla ve gereken ayrıntılara girerek incelediğimi iddia edemem. Bu yazı, gerek ilgili STK’ların gerekse medyanın konuyu daha yakından irdelemesi ve “nasıl” sorularıyla sorgulaması için, Avrupa Birliği’nin Dijital Gündemi ile uyumunun irdelenmesi için bir başlangıç olarak değerlendirilmeli. Ülkemiz bilgi çağının gereği bir gündemden uzun süredir tamamen kopuk. Umuyorum, seçim öncesi bu sorgulamalar ve irdelemeler yapılır ve gündemimiz çağımıza uygun bir içeriğe kavuşur. Burada STK’lara önemli görev ve sorumlulukları düşüyor.

 
ETİKETLER : 1019