Yazarlar 27 MART 2016 / 09:27

Bağlantılı tüketici ürünleri ile yeni bir çağ yaratmak

İnternet bağlantılı bir cihaz, sadece bulut ve diğer cihazlara veri göndermekle kalmaz, aynı zamanda üreticisinden doğrudan yazılım güncellemesi de alabilir. Bu da ürünlerin, zaman içinde kullanılmaz hale gelecek kadar eskimek yerine, kendilerini sürekli geliştirebileceği anlamına gelir.

*Murat Tüzüm
Telefondan elektrikli ev aletlerine, otomobilden binalara kadar pazara her geçen gün daha fazla bağlantılı ürün giriyor. Bu ürünlerin tüketicilerin günlük yaşamlarını daha verimli, rahat ve kolay hale getirdiği ortada. Ancak onları geliştirip üretecek olan tasarımcı, mühendis, üretici ve girişimcilerin aşması gereken yepyeni sorunları da beraberinde getiriyorlar. Teknoloji sektörü, güçlü tasarım çözümleri geliştirme konusundaki zengin deneyim ve bilgi birikimiyle günümüz üreticilerinin karşı karşıya olduğu bu yeni sorunları aşmak ve ‘Bağlantılı Gelecek’ için tüketici ürünü tasarım sürecine yepyeni bir bakış açısı geliştirmek için yoğun biçimde çalışıyor. Ben de bu yazıda “Bağlantı Dönemi”nin mevcut gelişimi ve yeni teknolojik trendler hakkında görüşlerimi paylaşmak istedim.
 
Öncelikle, Nesnelerin İnterneti (IoT) kavramını oluşturan cihazların kullanımı yaygınlaştıkça, donanım ve yazılım arasındaki, diğer bir deyişle fiziksel ve dijital dünyalar arasındaki fark silikleşmeye devam ediyor. Kamuoyunun dikkatini çeken ilk IoT cihazı Nest termostattan bu yana, veri toplayıp analiz edecek ve buna göre harekete geçebilecek cihazların sayısında ciddi bir artış yaşanıyor. Fitbit akıllı bileklik ya da gün boyunca bir evin içindeki odaların en ideal sıcaklık derecesini belirleyip sıcaklığı buna göre ayarlayabilen, geleneksel HVAC havalandırma ürünlerinin yerini almaya aday sensör destekli Flair gibi farklı örnekler hızla hayatımızda yer ediniyor.
 
İnternet bağlantılı bir cihaz, sadece bulut ve diğer cihazlara veri göndermekle kalmaz, aynı zamanda üreticisinden doğrudan yazılım güncellemesi de alabilir. Bu da ürünlerin, zaman içinde kullanılmaz hale gelecek kadar eskimek yerine, kendilerini sürekli geliştirebileceği anlamına gelir. Örneğin bir üretici, eski bir bulaşık makinesi modelinin, son model gibi etkin çalışabilmesi için cihaza doğrudan Wi-Fi üzerinden güncelleme gönderebilir. Tüketicilerin, ürünlerin zaman içinde eskimek yerine gelişmesi konusundaki artan beklentisi de, şirketlerin hizmet satmak için ürünlerini daha fazla öne çıkaracağı anlamına geliyor. Bir tüketicinin akıllı telefon gibi bir donanım satın aldığı ilk satın alma anı, tüketici ve üretici arasındaki ilişkinin başlangıç noktası oluyor. Sonrasında tüketici çeşitli uygulama ve yazılım hizmetleri indirerek hızla telefonunu kişiselleştirmeye başlıyor.
 
Peki bu trendlere göre tasarımcılar, hem fiziksel hem de dijital dünyada var olacak ve daha büyük bir ekosistemin bir parçası olacak cihazları nasıl tasarlamalılar? Uyum sağlayan ama aynı zamanda kullanıcılara basit, şık ve anlamlı bir etkileşim sunan yenilikçi ürünleri nasıl yaratabilirler? Hem birbirleriyle konuşup birlikte çalışan hem de kullanıcıdan öğrenen, yeni özellik ve işlevlerle gelişen ürünleri nasıl üretebilirler? Bu sorulara doğru yanıt vermek; akıllı kilit, akıllı termostat ve diğer bağlantılı cihazları “trendy” ve “en yeni” ürünler olmanın ötesinde tüketicilere vakit ve nakit tasarrufu sağlayan “olmazsa olmaz” ürünlere dönüştürmenin en önemli adımı olacak. Ancak elbette bu sorunu çözmek için tek bir araç ya da çözüm yok. Bu nedenle önümüzdeki dönemde tasarımcıları bağlantılı cihazların tasarımı için optimize edilmiş yazılımlarla güçlendirmek büyük önem taşıyor.
 
Dünyanın her yerinde startup’lar, şirketler, öğrenciler ve bireyler halihazırda bugünün ve geleceğin bağlantılı cihazlarını tasarlayıp üretmek için yenilikçi araçlardan yararlanıyor. Bulut ortamında mekanik mühendislik yazılımı kullanarak tüketici ürünü tasarlıyor, ücretsiz bir online uygulama ile devre kartı prototipi çıkarıyor ya da yeni nesil ürün yaşam döngüsü yönetim araçlarından yararlanarak pazara yeni bir ürün sokmaya çalışıyorlar. Bağlantılı gelecek kavramının yeni yeni şekillendiği bu ortamda dikkate alınması gereken birkaç konu var:
Eğitim: Tasarımcıların bundan böyle, dinamik bir ortamda kullanılacak cihazları nasıl geliştireceklerini düşünmeleri gerekiyor. Bu karmaşıklığı yönetmek, ürünlerini daha dayanıklı ve değerli üretmek için bilgi birikimi ve içgörüye gereksinim duyacaklar. Topluluk tabanlı öğrenme ve fikirlerin paylaşımını teşvik eden bilgi merkezlerinin de bu süreçte önemli yer var.
Ekosistem: Farklı kaynaklardan gelen uzmanlıkları bir araya getirmek inovasyonu hızlandırır ve sektörü bir bütün olarak güçlendirir. Bu nedenle “Bağlantılı Gelecek” için güçlü bir çözümler ekosistemi geliştirilebilmesi için sektör liderlerinin tamamlayıcı kurum ve teknolojilerle işbirliği yapmaları büyük önem taşıyor.
Teknolojiye erişim: Büyük kurumlar tasarım yetenek ve araçlarını eğitim kurumları ve start-up’lara ücretsiz erişim sunan programlar aracılığıyla herkesin kullanımına açarak geleceğin bağlı cihazlarının yaratılmasını demokratikleştirebilirler. Örneğin öğrenci ya da girişimcilere kendi ürünlerinin verilerini yakalama, analiz etme ve kullanmak konusunda yardımcı olunması, “Bağlantılı Gelecek – Connected Future” kavramının hayata geçmesi için gerekli olan teknolojinin gelişmesi için önemli bir adımdır. 
Bağlantılı gelecek bizleri bekliyor. Bağlantı, ürün tasarımını yeniden tanımlıyor. Bağlantılı tüketici ürünlerinin yaygınlaştıkça hayatımızın bugünkünden çok daha fazla alanına, hatta bugüne kadar hiç düşünmediğimiz birçok farklı noktasına temas edecek. Yazılım araçlarının bu yeni çağa geçişimizde ne kadar    etkili olacağına tanıklık etmek de heyecan verici olacak. Yeni dönemin neler getireceğini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
 
* Autodesk Türkiye Ülke Lideri
 
 
 
ETİKETLER : 1065