Yazarlar 07 EKİM 2013 / 08:07

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ POLİTİKALARIMIZA YAKLAŞIMLAR

TBMM’de birçok kanun tasarısının gerekçesinde “bilgi çağının gereği” ve “bilgi toplumu olma yolunda” benzeri, çok önemli kavramlar içeren sözcüklerin sıradan bir şekilde yer alması dikkatimi çekerdi. Tasarı tartışılırken kürsüde konuşan, daha doğrusu elindeki kağıttan okuyan milletvekillerinin de “bilgi çağı,” “bilgi teknolojileri” ve “bilgi toplumu” kavramlarını gururla kullandığını izlerdim. Birkaç kez, tasarı görüşülürken, ilgili bakana “bu tasarının hangi özelliği bilgi çağı ile ilgili?” ve “eğer bilgi çağında olmasak veya bilgi toplumu yolunda olmasak, bu tasarı nasıl farklı olurdu?” türünde sorular yönelttim. Sanırım garip geliyordu sorum, yanıt alamazdım.

Genel ve kulağa hoş gelen sloganları bırakıp, bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin politika ve önceliklerimizin durumunu değerlendirelim. Bu konu özellikle üç bakanlığı ilgilendiriyor: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (ile TÜBİTAK ve BTYK), Kalkınma Bakanlığı (ile DPT), Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (ile BTK). Bu yıl bu üç bakanlıkta öne çıkan gelişmelere bakalım.
Türkiye’de bilim ve teknoloji politikalarının oluşturulmasında en yüksek karar organı olan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) Başbakan’ın başkanlığında toplanır ve sekreterya faaliyetleri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı’na bağlı olan TÜBİTAK tarafından yürütülür. 15 Ocak günü 25. BTYK toplantısından sonra, bakan Nihat Ergün yaptığı açıklamada bilgi ve iletişim teknolojileri ile e-devlet uygulamalarının TÜBİTAK’ın Ar-Ge destekleri için öne çıkan konulardan olduğunu belirtti (http://tinyurl.com/p5k3jd3). Aynı toplantıda, halen her kurumda müstakil olarak işletilmekte olan veri merkezlerinin tek bir çatı altında birleştirilerek Türkiye Kamu Entegre Veri Merkezi’nin kurulmasına yönelik ulusal veri merkezi çalışmalarının başlatılmasına karar verildi (http://tinyurl.com/o5jf4h4).

“Bilgi Toplumu Stratejisi”ni ve 5-yıllık planı hazırlayan DPT ve bağlı olduğu Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz nedense Orman ve Su İşleri Bakanı’nın bile üyesi olduğu BTYK’nın üyesi değildir. Bu yıl Temmuz başında “Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018)” Resmi Gazete’de yayımlandı. Daha öncekileri bilmiyorum ama sekizinci (2000-2005) ve dokuzuncu (2007-2013) planların hazırlanma sürecinde kurulan Özel İhtisas Komiteleri (ÖİK) içinde “Bilgi Teknolojileri” de olurdu. Onuncu Plan sürecinde ise bilgi teknolojileri ile ilgili bir ÖİK yoktu. Nitekim, “Onuncu Plan” bilişim çevrelerinden ilgi görmedi, hakkında yorum veya haber yapılmadı.
Planı, özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerine ilişkin politikaları ve vizyonu açısından dikkatle inceledim. Yararlı bazı bilgiler ve kimsenin itiraz edemeyeceği genel temenniler ötesine gidemeyen vizyon ifadeleri dışında somut bir politika ve iddialı bir hedef göremedim.
Hatta, bir yandan “Önümüzdeki dönemde teknolojik gelişmelerin belirli alanlarda yoğunlaşarak ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeleri şekillendirmesi beklenmektedir. Bu sektörlerin başında bilgi teknolojileri, otomasyon ve ileri üretim teknikleri ve sağlık teknolojileri gelmektedir” (s. 8) denirken, bir yandan da “öncelikli teknoloji alanları” altında “enerji, sağlık, havacılık ve uzay, otomotiv ve raylı sistemler ve savunma” (s. 192) sıralanıyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri öncelikli olarak belirtilmemiş. Ayrıca, BTYK’nın e-devlet ve bilgi teknolojileri ile ilgili karar aldığı somut konuların, planın e-devlet ve bilgi teknolojileri bölümlerinde yer almaması dikkatimi çekti.

Bilgi teknolojileri konusunu sahiplenmiş olan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve BTK’nın da BTYK üyesi olmaması ilginç. Eylül başında toplanan, haberleşme ve bilgi teknolojilerini de içeren “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası” sektörden yoğun ilgi çekti. Bilgi ve iletişim sektörü ve teknolojileri ile ilgili önemli saptamalar ve 2035 için hedefler içeren raporlar yayımlandı. Özet raporda, sektörün öncelikli olması ve sektörel öncelikler üzerine ise sadece şu oldukça yuvarlak ifade var (s. 48): “Ülkemizde, yeşil bilişim alanında üretim avantajı elde edilerek uluslararası pazarlarda etkin olunması, yazılım sektörünün geliştirilmesi, bulut bilişim imkânlarından yararlanılması; akıllı ulaşım sistemleri, büyük veri, 4N ve ötesi ile M2M cihaz ve uygulamalarının üretilebilmesi ve pazar oluşturulması, ayrıca yazılım tanımlı ağ konularının öncelikli alanlar olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.” Tüm raporları henüz inceleyemedim ama özet raporda, BTYK’da kararlaştırılan konular yer almıyordu.

Yukarıdaki manzaraya bakarak, bilgi ve iletişim teknolojileri ülkemizde öncelikli bir konu mu, politikalarda bütünleşik bir yaklaşım var mı okuyucu karar versin. Somut önerilerim başka bir yazımın konusu olacak.


NSA GÖZETLEME SKANDALI VE TEPKİLER GİDEREK BÜYÜYOR

Edward Snowden’in Haziran başındaki sızıntıları sonucu ortaya çıkan ve tarihin en büyük gözetleme skandalı olarak nitelendirilen NSA (Amerika’nın Ulusal Güvenlik Teşkilatı) skandalı ile ilgili geçtiğimiz ay boyunca yeni gerçekler ve tepkiler ortaya çıkmaya devam etti. Bu yazı sınırları içerisinde en önemlilerini kısaca sıralayalım.
Brezilya başkanının da NSA tarafından gözetlendiği ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda çok sert bir konuşmayla Başkan Dilma Roussef bunu protesto etti. Ayrıca, ABD ile bazı ortak teknoloji girişimlerini askıya alma niyeti belirtti (http://tinyurl.com/oa5zl55). Meksika başkanı ise gözetlendiğinin ortaya çıkması sonucu daha yumuşak bir tepki gösterdi.
Avrupa Parlamentosu 4 Temmuz’da ABD’den gözetlemeleri durdurmayı talep etmişti. Geçtiğimiz ay, NSA’nın, kredi kartlarını da içeren uluslararası para transferlerini de gözetlediği ortaya çıkınca, AB sert tepki gösterdi. Hatta, teröristlerle ilgili para transferlerinin izlenmesi konusunda ABD ile aralarındaki anlaşmayı feshetmek gündeme geldi (http://tinyurl.com/prpfbls).
Amerikalı’ların içerde ve dışarıda yaptığı tüm iletişimlerin oluşturduğu muazzam bir veritabanına yasa dışı yöntemlerle sahip olan NSA’nın, her bireyin özel ilişkiler ağını oluşturduğunun ortaya çıkması ABD’de yoğun tepkiler yarattı (http://tinyurl.com/jw3cmkc). Hatta, kimilerinin şimdiki ve eski aşk ilişkilerini bile oluşturduklarını NSA itiraf etti (http://tinyurl.com/o3qdego). Artan toplumsal tepkiler üzerine şu anda Amerikan Temsilciler Meclisi’ne NSA’nın gözetlemelerini sınırlama ve mahremiyeti koruma üzerine irili ufaklı 10’un üzerinde kanun teklifi verilmiş durumda (http://tinyurl.com/q5hemy3). Ayrıca, Obama’nın sibersavunma planının kabul edilme şansının kalmadığı sanılıyor (http://tinyurl.com/qzxejkn).
Türkiye’de? Tüm bu gelişmeler olurken, geçtiğimiz ay da BThaber dışında hiçbir yayın organında, medyada NSA skandalı yer almadı. Türkiye’de NSA’nın faaliyetlerine ve gözetlemelerine ilişkin “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu”na dayanarak Başbakan Erdoğan’a sorduğum sorular, MİT’e yönlendirildi. MİT’ten bana gelen yanıt şu cümleden ibaret: “İlgi e-posta iletiniz incelenmiş olup, bilgi edinme talebinize konu hususa; web sitemizin ‘Müsteşarlık Hakkında - MİT’in Görev Yetki ve Sorumlulukları’ bölümünde yer verilmiştir.” Şaka gibi! Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na sorduğum sorulara ise yanıt bile gelmedi. Fakat, Eylül ortasında Ankara-İstanbul uçağının protokol kısmında tesadüfen Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile beraber uçtuk. “Latvia Dışişleri Bakan’ı bile Amerikan Büyükelçisini makamına çağırıp ülkesindeki NSA gözetlemeleri üzerine bilgi talep etti, siz de bilgi aldınız mı?” soruma biraz düşündükten sonra “Evet” yanıtı verdi. Bunun üzerine “Kamuoyu ile paylaşmadınız?” sorum karşısında gülümsemekle yetindi. Sorularımın takipçisiyim. Yanıtsız kalan ve tatminkar olmayan yanıtlar ile ilgili, kanunda yer alan “Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu”na başvuracağım. Sonuçları gelecek yazımda paylaşırım.

ETİKETLER : Sayı:941
YORUMLAR
T.C. 10 EKİM 2013 / 08:20 0 0
Farkındaysanız, bazı ülkeler tepkilerini gösteriyor hatta tepkilerini uygulamaya geçerek göstermekte. Bazı ülkeler ise, tepki göstermiyor. Nedeni, "yahu zaten ABD ile yediğimiz içtiğimiz ayrı değil. Onlarla acayip işbirliği içindeyiz" düşüncesine dayanıyor olmasın. Yani bazı devletlerin yönetimlerinde ABD işbirlikçileri (işbirliği yapana işbirlikçi denir) var. Bu devletler hangisidir? En az tepki gösterenler araştırılırsa, yanıt bulunur.

Devlet kurumlarına ben de çok miktarda bilgi almaya yönelik email gönderiyor ve form dolduruyorum. Hiç bir şey çıkmıyor. Hatta meclisteki milletvekilleri ilgili bakanlara sorular soruyor, onlar bile yanıt alamıyor. Herhalde bunun adı demokrasi olmasa gerek.

saygılarımla