Yazarlar 15 ARALIK 2014 / 12:17

Bilişim devrimi daha yeni başlıyor!

Daha film yeni başlıyor. Filmin molasına ancak geldik diyebiliriz. İkinci yarısı çok daha heyecanlı olacak, çok daha hareketli olacak. Şu ana kadar ancak altyapıyı kurduk. Toplumsal farkındalığı ve alışkanlıkları sağladık. Ekonomik alt yapıyı ve iş modellerini oturttuk. Hukuki altyapı nispeten hazır, politik ortam duruma alıştı.

 

Halil Aksu

20 yıl öncesini hatırlar mısınız? NCSA Mosaic tarayıcı ile genelde tek renkli terminal ekranlarından internete bağlanırdık. Bugün hayatımızın vazgeçilmesi olan pek çok internet sitesi henüz icat edilmemişti. Bugün kullandığımız pek çok program henüz icat edilmemişti. İnternete ancak üniversiteden veya büyük, kurumsal şirketlerden bağlanılmaktaydı. E-ticaret henüz yoktu. E-bankacılığın hayali dahi riskli olarak algılanırdı. Cep telefonu evrak çantası büyüklüğündeydi, GSM şebekeleri henüz kurulma aşamasındaydı. Ne zamanlardı… Ne çok vaktimiz vardı… Ne kadar az bilgi bombardımanı vardı… Hey gidi günler hey…

Sonra bir anda her şey değişti. Fırtına gibi esen 10 yıl yaşadık. Daha doğrusu 2000 yılına kadar fırtına acayip esti. Silikon Vadisinde altın günler yaşandı. Her gün yeni şirketler kuruluyordu, her hafta halka arzlar gerçekleşiyordu, her ay yeni milyonerler, yeni milyarderler türüyordu. İnternet epeyce yaygınlaştı. Henüz hala dial-up bağlanıları ile giriş yapıyorduk. Ülkemizde dahi ciddi paralar yatırıldı. Büyük holdingler bu işe girdi, acayip reklam kampanyaları yapıldı, acayip iş modelleri denendi. Sonra 2000 krizi yaşandı, ülkemizde 2001 krizi yaşandı ve herkes bir anda elini eteğini çekti.

Mobil dönüşüm aynı şekilde, baş döndürecek hızda gelişti. Bu konunun Türkiye’de tutmayacağını düşünen holdingler, sonra çok pişman oldular. Riskten korkmayan, potansiyeli hisseden girişimci iş adamları pazara hükmettiler. Kimse almaz derken, bir anda herkesin cebine iyisiyle kötüsüyle cep telefonları girdi. İletişim temel bir insanlık ihtiyacı olduğu için, kriz bile bu sektörün gelişmesini sekteye uğratmadı.

Artık Pandora’nın kutusu açılmıştı. Vatandaş, tüketici, gençler interneti ve mobil iletişimi çok sevdi. Çok hızlı alıştık. E-ticarete alıştık, e-bankacılığa alıştık, SMS göndermeye alıştık. Geniş bant girdi hayatımıza, kablosuz internet keyfimizi artırdı. İnternetten artık video izlenebiliyordu. Hatta video yüklenebiliyordu. Daha önce böyle bir şey yoktu. Ansiklopediye gerek kalmamıştı, Google ve sonra da Wikipedia ile alışkanlıklarımız bir daha değişti.

Sosyal ağlar, 2G, 2,5G, Edge, 3G, kurumsal mobil e-posta, mobil oyunlar, mobil ticaret derken, hayatımızın vazgeçilmez parçası haline geldi. Akıllı telefonlar giderek akıllandı, kameralar giderek vasıf kazandı, bağlantı hızı sürekli arttı, müzik, kitap, video derken, hayatımızın pek çok alışkanlığı dijital hale geldi. Sonra bir de tablet katıldı aramıza, geniş ekranları daha da çok sevdik, plajda, koltukta, sınıfta, her yerde ekranı kullanır, ekrana rastlar olduk.

Bilişimin tüketim unsuru haline gelmesine birlikte şahit olduk. Eskiden güçlü bilgisayarlar büyük kurumlarda varken, artık çantamızdaki tabletler daha güçlü hale geldi. Kurum eski bir telefon verirken, eşimize veya çocuğumuza en son model akıllı telefon alır olduk. Bilişim halk tipi tüketim eşyası haline gelmişti.

Bu süre zarfında kurumlar da boş durmadı. Arka plandaki devrimi onlar da yaşadılar. Teknolojik olgunluk seviyeleri, ilk okul seviyesinden, lise çağına gelişti. Proje yönetim ofisleri kuruldu, servis yönetim sertifikaları alındı, güvenlik denetimlerinden geçildi, çevik programlama dünyası ile tanışıldı, açık kaynak denemeleri yapıldı, piyasa olan biten pek çok modern trend ve uygulama denendi, kuruldu, kurulamadı, ERP, CRM, SCM gibi sistemler kullanıma alındı.

Bu arada çok bilgi üretildi. Bunlar boş durmasın dendi. Veri ambarları kuruldu, raporlama sistemleri hayata geçti, müşteri segmentasyonları yapıldı, risk skorlama, performans yönetimi ve daha niceleri. Son günlerde veri o kadar çok birikiyor ki, artık ona büyük veri diyoruz. Artık onu analiz etmek gerekiyor.

Acaba filmin sonuna geldik mi? 

Ne münasebet! Daha film yeni başlıyor. Filmin molasına ancak geldik diyebiliriz. İkinci yarısı çok daha heyecanlı olacak, çok daha hareketli olacak. Şu ana kadar ancak altyapıyı kurduk. Toplumsal farkındalığı ve alışkanlıkları sağladık. Ekonomik alt yapıyı ve iş modellerini oturttuk. Hukuki altyapı nispeten hazır, politik ortam duruma alıştı.

Sosyal ağların ötesine geçeceğiz. Duygu ve düşüncelerimizi anlayan, algılayan cihazlarla donanacağız. Alış veriş deneyimi, iletişim deneyimi, eğlence deneyiminde bir sonraki boyuta geçeceğiz. 3 boyutlu yeterli olmayacak, daha gerçekçi görüntüler, ses, efektler ve ötesini bekliyor olacağız. Ekranda gördüğümüzü anında kendi bedenimize uygun bir şekilde düşünce gücüyle satın almak isteyeceğiz, ve bu mümkün olacak.

100 TL bedelin üzerinde olan her türlü canlı veya cansız eşyayı internete bağlayacağız. Mutlaka lokasyonunu takip edeceğiz, kamera ve sensörlerle her canlının veya cansızın hakkında veri toplayacağız. Bu verilerle yeni iş modelleri kurulacak, analizler sonucu optimizasyonlar yapılacak, enerji tasarrufu sağlanacak, kullanıcı deneyimi iyileştirilecek, kar maksimizasyonu sağlanacak.

Nesnelerin interneti 2020 yılında 20 milyardan fazla cihaz, 2030 yılında 100 milyardan fazla cihaz olması beklenmektedir. Data miktarını ifade edecek kavramları henüz alışık değiliz, petabyte, exabyte, zettabyte, yottabyte’a doğru gidiyoruz. Depolayacak alan bulamayacağız, ama geçici olarak kaydedip, analiz edeceğiz, sonra büyük bir kısmını çöpe atmamız gerekecek.

Analizler çok işe yarayacak. Akıllı araçların, akıllı yolların ve akıllı şehirlerin ürettiği veri ile trafik optimizasyonu yapacağız. Hastanın, tıbbi cihazların, hastanelerin ve tüm sağlık sisteminin verilerinin analizi sonucunda hayat kurtaracağız. Her trafonun, her yüksek gerilim hattın, her hanenin, hatta her elektrik kullanan cihazın verilerini toplayarak ve analiz ederek, iklim değişimin önüne geçip, gezegeni koruyacağız.

Buna benzer daha nice dönüşümler. Eğitimde, inşaatta, turizmde, ulaşımda, finansta, eğlencede, gıdada, ve hayatın her alanında, akıllı cihazlar yaşam kalitemizi artıracak, ileri analitik uygulamalar ve yapay zeka ile görülmemiş çözümler üreteceğiz. İnsansız araçlar havada, karada ve suda sıradan hale gelecek.

Hele bunlara alıştıktan sonra, bunların entegrasyonunu sağladıktan sonra, bilimin geldiği ve geleceği noktaları düşünecek olursak, asıl bundan sonrası heyecan verici. Eğer insani değerleri ve yapılanların insana hizmet etmesini her türlü tasarımın merkezine koyabilirsek, daha önce görülmemiş bir medeniyet tesis edebiliriz. Eğer bu püf noktayı gözden kaçırırsak, bu son yüzyılımız olabilir, ve kendi kendimizi yok edebiliriz. Tercihimiz soyumuzun devamından yana, insanlığın bir bütün olarak gelişmesinden yanadır.

halil@gelecekhane.com

 
ETİKETLER : 1000

22 Yıl Önce Bu Hafta

 
 
 
 
  Web Analytics
" Bu sitede yer alan yazılar (içerik) üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan BThaber'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz. "
Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli Plaza C Blok No: 7 D: 5 34704 Ataşehir / İstanbul
+90 (216) 291 13 90
E-BÜLTEN