Yazarlar 03 HAZİRAN 2013 / 08:00

BTK, TTNET, Phorm ve hukuksuzluk - 2

Nisan ayının sonunda bu köşede “BTK, TTNET, Phorm ve hukuksuzluk” başlığıyla yayınladığım yazıda, BTK’nın, TTNET hakkında, şaibeli Phorm şirketi ortaklığıyla başlattığı Gezinti servisi aracılığıyla kullanıcıların kişisel veri gizliliğini ihlal etmesi nedeniyle başlattığı soruşturmayı söz verdiği zaman içerisinde sonuçlandırmamasını eleştirmiştim (http://goo.gl/kHIb7). Geçtiğimiz günlerde BTK soruşturmayı tamamladı ve TTNET’in suçunu sabit görerek şirketi 1,5 Milyon TL. para cezasına çarptırdı (http://goo.gl/95Q26; http://goo.gl/EXDGF). O yüzden bu yazının devamını yazmak farz oldu.

Bu karar, kullanıcı mahremiyetine saygı çerçevesinde “hiç yoktan iyidir” sınıfında değerlendirilebilir belki, ama yeterli olmadığı açık. Öncelikle, bu para cezasıyla şimdiye kadar verilerinin güvenliği çiğnenen kullanıcıların mağduriyeti giderilmiş değil (umarım BTK bu parayı kimselere satamadığı filtreli / sansürlü internet reklamları ve PR’ı için kullanmaz da kullanıcılar kendileriyle alay ediliyormuş hissine kapılmaz). İkincisi, bu para cezası TTNET’in sığınabildiği son ülke olan Türkiye’de faaliyetlerine son vereceği garantisini vermediği gibi, TTNET’in bir kaç makyajla bu hukuksuz faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceği konusuna da açıklık getirmiyor. Üçüncüsü, soruşturma süresince faaliyetin durdurulması açık bir hüküm iken, Phorm’un ve TTNET’in sunucularına veri akışının devam ettiği, yani suç işlenmeye devam edildiiği açık bir biçimde ortada olduğu halde BTK’nın bu konuda hiç bir şey yapmaması (Bkz. http://www.alexa.com/siteinfo/gezinti.com). Dördüncüsü, bu karar ne Phorm ne de onun TTNET altyapısına gömerek bu gayrimeşru uygulamayı mümkün kıldığı DPI sistemi hakkında herhangi bir atıf içermiyor.

Hukuk çerçevesinde yapılması gereken, mevcut bölük pörçük kişisel veri düzenlemelerimizin ve anayasal mahremiyet hakkının açık ihlali olan bu sistemin yasadışı ilan edilmesi ve TTNET’in herhangi bir biçimde bu faaliyeti sürdürmekten men edilmesiydi. Ama anlaşılan o ki BTK bu göstermelik (ve sadece kendisine yarayan) “ceza” ile kamuoyu tepkisini yönetmeye çalışmaktan başka bir şey yapmaya niyetli değil. Bu da, yukarda atıfta bulunduğum yazıda konumladığım, devletlerin Phorm’un DPI sistemi gibi araçlara hukuksuz erişim sağlayarak vatandaşlarını gözetleme ayrıcalığı karşılığında, kişisel verilerimizin sağa sola peşkeş çekilmesine göz yumduğu iddialarını akla getiriyor doğal olarak.

Başlattığı imza kampanyasıyla Phorm şirketini ve TTNET ile kurduğu ortaklığı deşifre eden ve TTNET hakkında suç duyurusunda bulunarak,BTK’yı göreve çağırarak bu soruşturmanın açılmasına neden olan Alternatif Bilişim Derneği, bu son gelişme ile ilgili olarak yayınladığı “İletişim araçları ve gelişen ihtiyaçlar üzerine” başlıklı açıklamada meselenin özüne dokunuyor (http://goo.gl/2uLWl): “Phorm meselesi bir şirketin haksız kazanç sağlamasından ibaret olarak görülemez. Phorm olayında yaşananlar, BTK'nın ve TTNET'in yaklaşımları, iletişim araçlarımızın hem ticari hem de ideolojik tekel altında bulunduğunu bize hatırlatmalıdır. TTNET herhangi bir şirket değildir, ticari anlamda tekel olmasının dışında elinde tuttuğu şey "iletişim" araçlarımızdır. BTK ise mevcut hükümeti korumak üzere ideolojik olarak biçimlendirilmiş bir kurumdur. BTK ve TTNET'in internet kullanıcıları üzerindeki ideolojik işlevlerini "Güvenli İnternet Hizmeti" filtresini yaygınlaştırmak için gösterdikleri koordineli gayretkeşlikten biliyoruz. (...) İnternet bugün haberleşmenin yanı sıra düşünce özgürlüğü ve kamuoyu oluşmasında da en kritik bir konum almıştır. (...) Son yıllar boyunca "basın", yani gazete ve televizyonların sağladığı haberleşme ve düşünce özgürlüğü, ekonomik şartlar, kanuni yükümlülükler, devletin sansür aygıtları gibi çeşitli etkenlerle kısıtlanırken, hatta gazeteciler mesleklerinden olurken, internetin işlevi giderek artmış, nihayetinde basın ve gazeteciler de kendilerini internet yoluyla anlatmak zorunda kalmışlardır. Kısacası, günümüzde vazgeçilmez bir konum edinen Sosyal Medya araçlarının giderek daha geniş işlevler edinmesi söz konusudur. Bu da sansürsüz olmaları, güvenli olmaları, anonim kullanım imkanı sağlamaları, özerk olmaları gibi bazı yeni gereklilikler getirmektedir. Bugün için bütün bu şartları sağlayan bir iletişim aracı ne yazık ki bulunmuyor fakat zaman içinde geliştirilmesi ve kullanıma girmesi kaçınılmazdır. İnternet kullanıcılarının şimdiden bu ihtiyaçları görerek hareket etmeleri önemlidir.”

Kimse kendisini kandırmasın: TTNET’e verilen para cezası, internet kullanıcılarının ona ve karanlık Phorm şirketine duyduğu tepkiyi azaltmayacak. Bu hukuksuz faaliyet sürdükçe BTK da bu tepkinin hem yönetemeyeceği boyutlara erişeceğini hem de tepkinin bir bölümünün görevini gereğince ifa etmemesi yüzünden kendisine yöneleceğini görecek. Dünyaya bir bakın: ABD’nin haddini aşarak çıkarmaya çalıştığı SOPA, PIPA, CISPA gibi düzenlemelerin, ACTA, TPP gibi anlaşmaların internet kullanıcılarının güçlü tepkisiyle nasıl kadük hale geldiğine bir bakın. Türkiye’de son on yılda internetin nasıl etkisini giderek artırıp, ana akım medyanın boğulduğu bir ortamda tek gerçek iletişim kanalı haline geldiğine, onu bastırmanın medyayı bastırmaya benzemediğine bir bakın.

Şirketinden kurumuna, hükümetinden ordusuna tüm iktidar odakları artık buna alışsın: Yalnız değilsiniz, karşınızda asimetrik gücüyle en az sizin kadar etkili bir oyuncu daha var: İnternet vatandaşları, netdaşlar... Sadece kendi ülkenizin vatandaşları da değil, dayanışma içindeki dünya vatandaşları, kalabalık, donanımlı ve her gün acı bir şekilde tecrübe ettiğiniz gibi, gayet de etkili...