Yazarlar 07 EKİM 2013 / 08:17

Çiçek dolu balkonda kadına şiddet uygulanır mı?

Ortak İdealler Derneği tarafından düzenlenen ve her yıl birçok kurumda yönetici olarak çalışan insanların katıldığı bir eğitime katılma fırsatı “verildi”. Verildi diyorum çünkü bu dernekten ve faaliyetlerinden haberim maalesef yoktu. Türkiye’de böyle bir fikri herkes düşünürdü ancak sadece bu dernek gerçekleştirebilmişti. Yetkisi olanları bir araya getirerek insan için, ülkemiz için faydalı işlerin yapıldığını görmek müthiş bir deneyim ve harika bir okul oluyordu benim için.
En son etkinlikte Türkiye İşitme ve Konuşma Rehabilitasyon Vakfı’nı ziyaret ettik. Vakfın, doğuştan duyamayan ve bu nedenle konuşamayan çocukların sessiz dünyalarına nasıl ses olduklarına şahit olduk. Gönüllü çalışanların, sessiz dünyalara ses olmanın verdiği mutluluğu ve bunu gerçekleştirebilmek için sahip oldukları tutkularını gördük.
Tutkunu bul ve yansıt temasıydı o günün konusu. Vakıf çalışanlarının tutkusunu gördükten sonra tutkumuz nedir diye düşündük. Sonrasında oyun zamanı gelmişti. Birbirimizle bazı konuları konuştuktan sonra en tutkulu olduğunu düşündüğümüz ve seçtiğimiz üç kişi sandalyelerin üzerine çıktı. Ben de maalesef üç kişiden biri oldum. Oyun şuydu. Dinleyiciler ellerindeki A4 kağıt ile yüzlerini kapatacaklar, sandalye üzerindeki konuşmacı seçtiği bir konuyu tutku ile anlatacak ve bu anlatımdan etkilenen “Bu yolda ben de seninle birlikte yürüyeceğim” diyenler yüzlerini kapatan kağıdı indireceklerdi.
İlk konuşmacı balkon projesinden bahsetti. İstanbul’daki tüm balkonların depo alanı değil, evimizdeki çiçeklerle dolu bir bahçe olması fikrini tüm tutkusuyla anlattı. Ben de seninle bu fikir için varım diyen dinleyiciler, neredeyse ekibin tamamıydı.
İkinci konuşmacı bendim. Seçtiğim konu şehir gürültüsü idi. Balkona çıktığımızda özellikle yollardan gelen seslerin çok rahatsız edici olduğunu, kimi yollarda gürültü perdesinin olması gerektiğini savundum. Sanırım iki ya da üç kişi dönmüştü. Peşimden kitleleri çekememiştim.
Son konuşmacımız kadına uygulanan şiddeti anlatıyordu. Belki heyecandan belki hazırlıksız yakalandığımızdan benim gibi kimseyi tutkusuna ortak edememişti.
Etkinlik sonunda hep beraber konuştuk, niçin yokum dedik, niçin varım dedik. Neden sandalyenin üzerindeydik ve konuşmak için niçin sadece 2 dakikamız vardı. Çünkü her zaman istediğimiz şartlarda konuşma fırsatımız olmayabilir ve tutkumuzu karşımızdakine aktarmak için çok kısa bir süremiz olabilirdi.
Peki, kim kadına uygulanan şiddetin balkondaki çiçekten daha değersiz olduğunu söyleyebilir? Neden balkon projesine herkes varım derken, kadına şiddete hayır projesinde kimse yoktu? Çünkü insanlar önce liderine inanmak istiyorlardı. Lider de ancak tutkusunu gösterince inandırıcı olabiliyordu.
ETİKETLER : Sayı:941