Yazarlar 13 KASIM 2011 / 16:16

Dalyacılar

Bu yazıyı hazırladığım 31 Ekim günü dünya nüfusu 7 milyar oldu. Çeyrek yüzyılda tam 2 milyar artış var ki bunu temelde Afrika’daki aşırı çoğalma ve diğer bölgelerdeki uzayan yaşamlar sürüyor.
Artık çoğumuz kalp dostu beslenme, egzersiz ve zengin bir sosyal hayatın ömrü en az 20 yıl uzattığını biliyoruz. Geçen hafta yapılan Kanada Kalp ve Damar Kongresi açılış konuşmasında Dr. Clyde Yancy, her 3 ölümden 2’sinde faktör olan kalp ve damar sağlığı için 7 genel yaşam tarzı önceliği açıkladı: Yukarıdakilere ek olarak, kolestrol, tansiyon, kilo/şeker kontrolü ile ve tabi sigarasız yaşamak gerek. Böylece yüzde 90 ihtimal ile 50 yaşına ulaşan birinin 90 yaşını görmesi mümkünmüş. Peki ya 90’dan sonrası?
Kalp hastalıklarının tedavisi şu an dünya genelinde yılda 1 trilyon dolara mal oluyor. Bu yüzden devletlerin de desteğinde önleyici çalışmalar devam edecektir. Ancak 90 yaşını aşıp 100’ü devirmek için genetik bir avantaja sahip olmak şart. Özel teşebbüsler için uzay yarışını tetikleyen X Prize Foundation son olarak, 100 yaşın üzerinde 100 kişinin tüm genlerini tarayabilen ilk takıma 10 milyon dolar vaat etti. İlk özel tüm gen taramasını gerçekleştiren ve yine tümü insan yapısı ilk canlıyı yaratan Craig Venter jüri üyelerinden. Ona göre 100 değil 10 bin dalyacının gen haritasına ihtiyaç var; ancak bir yerden başlamak gerek.
Gerçekte bu insanlar şans eseri bu yaşa ulaşmış, benzer genetik avantaja sahip olanlar arasında şansları yaver gitmiş olabilir, ama nedir bu avantajlar acaba? Dalyacılar üzerindeki çalışmaları ile ünlü Dr. Nir Barzilai, aralarında birçok sigara tiryakisi, hatta obez bile olduğunu açıklamıştı. Örneğin 110 yaşındaki bir bayan 95 yıldır sigara içmekteydi. Ancak daha ilginci kız kardeşinin 102 yaşında ölmesi, erkek kardeşinin ise 105 yaşında olması!
Ünlü mucit Ray Kurzweil, 2000 yılından sonra doğanların hiç ölmeme ihtimalinin sıfırdan büyük olduğunu söylemişti, çünkü bu yüzyıl bitmeden ölüme çare bulunacağından emindi. İnsan yaşamı gibi karmaşık bir süreçte uzun ömür ile genetik korelasyonu bir neden olarak yorumlamak tuzağa düşmek olabilir. Ancak ümidimiz gen mühendisliğinde değilse nerede?
ETİKETLER : Sayı:845