Yazarlar 18 NİSAN 2010 / 18:00

e-Geyik yapma becerisi

Günümüzde beyaz yakalı işçiler mesai saatlerinin üçte birini e-posta okuyup yazmak için kullanıyor. E-postanın üretkenliğe etkisi öyle çok ki, Kanada’nın en büyük tüketici elektroniği üreticisi, RIM’in BlackBerry ile sunduğu temel değer mobil e-posta. Peki, e-posta yazmak hangi okulda öğretiliyor? Bu gereksiz bir soru mu? Ortaokulda, hem Türkçe hem İngilizce derslerinde mektup  yazmayı çalıştığımızı hatırlıyorum. Bunu gören babam, bana bu işin göründüğünden zor olduğunu söylemiş ve okumam için “Etkin Mektup Yazımı” başlıklı bir kitap vermişti. Ancak e-posta ile atılana e-mektup demiyoruz; mesaj diyoruz ve mesaj yazmak sanki doğuştan sahip olduğumuz bir yetenek; üstünde çalışmak gereksiz.
6,5 milyon abonesine 8 bin çalışan ile hizmet veren U.S. Cellular, ABD’nin orta-batı bölgesini kapsayan mobil iletişim operatörüdür. Yıllar önce bu teknoloji şirketi radikal bir kararla, Cuma günleri e-posta yazılmasını yasakladı! Cansız, kuru, e-posta bombardımanının takım çalışmasını köstekleyip üretkenliği düşürdüğü gözlenmişti.
Davranışbilim bulguları, yanlış ya da eksik anlayışın, yüzyüze ya da telefonla iletişime kıyasla e-postada çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Mesajı yollayan iş işten geçtikten sonra yanlış anlaşıldığını fark edebiliyor ve daha kötüsü çoğu kez doğru anlaşıldığından şüphesi dahi bulunmuyor (Dunning-Kruger effect). Ses tonlarımızda gizli ekstra bilgileri yazılı ortama dökmek için emoticon’lar da çözüm değil; özellikle artık sıkça e-posta ile yapılan satış, pazarlık gibi iş yazışmalarında. Acaba U.S. Cellular’ın politikası tek çıkış mı?
Araştırmalar yazılan mesajı bir kez okuyup nasıl anlaşılabileceği üzerinde düşünmenin problemi ciddi oranda giderdiğini gösteriyor. Ancak en dramatik iyileşme, asıl konuya girmeden biraz karşılıklı ifşaat yapıp, haller az çok anlaşılınca sağlanıyor. Yani e-geyik! Örneğin, pazarlıkların çıkmaza girme oranı 5 kat azalıyor. Sonuçta pazarlık etmek gibi fazlaca insana dayalı bir işi dahi bilgisayar aracılığı ile yapabiliriz. Yeter ki kendimiz bir bilgisayarmış gibi davranmayalım.
ETİKETLER : Sayı:767