Yazarlar 30 HAZİRAN 2014 / 08:06

Economist, Türkiye’ye bakıyor

Sosyal-ekonomik araştırma, analiz ve tahmin merkezi Economist Intelligence Unit’in hazırladığı Bilişim Küresel İndeksi (ICT Globalisation Index), 20 ülkede konuyu rakama döktü.
Rapor, 4 konuda ülkeleri değerlendiriyor: Bilişim ticaretine açıklık. Yabancı ortaklık durumu. Ar-Ge’de küreselleşme. Bilişimin ekonomiye etkisi.
Türkiye, 20 ülke arasında 37,1 puanla 14. sırada. Hindistan ve Brezilya’nın arasında. Birinci sırada 69,6 puanla İngiltere var. Onu Hollanda, Almanya, ABD, Fransa ve Kanada gibi malum ülkeler izliyor.
Bilişim ticaretine açıklık konusunda 16. sıradayız. Uygulanan vergi mevzuatı, koruma duvarları v.b.
Yabancı yatırımcıların ortaklık kurması konusunda 9. sıradayız.
Ama küresel ölçekte bilişim Ar-Ge’sine açıklık, yabancı şirketlerin yenilikçi hedefli yatırım yapması konusunda, 20. sıradayız. En altta.
Eh, bu çok normal: Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı 10 yıldır TBMM’de bekleye bekleye öldü. Türkiye, AB mevzuatına göre “güvensiz üçüncü ülke” sayılmaya devam ediyor.
Bilişimin ülke ekonomisine katkısı konusunda Almanya birinci sırada. Ülkemiz, Meksika ile Hindistan arasında 19. sırada.
Bu da normal: Boston Consulting Group, “G20 Ülkelerinde İnternet Ekonomisi” raporunda 2016’da Türkiye’de internetin GSYH katkısını yüzde 2,3 tahmin ediyor. Aynı kurumun “Türkiye İnternet Ekonomisi Raporu”nda, 2011’de internetin ekonomiye katkısı 22 milyar TL olarak hesaplanmıştı. Bu, GSYH’nin yüzde 1,7’sine karşılıktı: Düşük yüzdeler.

Genişbantta kaç kişi?

Amerikan Federal İletişim Komisyonu (FCC, bizim BTK+RTÜK karışımı), genişbantın “tanımını” değiştirmeye hazırlanıyor. Gayet haklı. Zetabyte’lar konuşulurken, 5Mb artık genişbant sayılmamalı.
FCC, 10+ Mb, hatta 25+ Mb kapasiteyi “genişbant” olarak tanımlamayı düşünüyor diye yazdı Washington Post. Bu, ne zaman gerçekleşirse bize şu olacak: Aniden, ülkemizin genişbant hızı/yayılımı, şak diye çok daha “aza” inecek.
Türkiye’de 35 milyon genişbant abonesi olduğunu söylüyoruz. BTK’a göre sabit DSL abone 6,6 milyon + her türlü mobilden internet kullanan 26.4 milyon + kablo internetçi 492 bin + fiber kullanan 1,2 milyon. Biraz başkaları da var. Yuvarlak hesap 35.
Adeta nüfusun yarısı genişbant kullanıyor? Ama genişbantın “nasılını” kullanıyor?
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2013 Genişbantın Durumu Raporu’nda Türkiye 183 ülke içinde 68. sırada. (The State of Broadband 2013: Universalizing Broadband). 2014 Raporu henüz yayınlanmadı.
Akamai’nin 2013 son çeyrek verilerine göre Güney Kore’nin genişbant ortalama hızı 14.2 Mb. (Akamai’s State of the Internet Q4 2013 Report. Volume 6. Number 4). Türkiye 3.1 Mb ile 61. sırada.
BTK’nın Ocak-Mart 2014 Raporu’nda 26-34. sayfalarına bakıyoruz:
Sabit hat DSL’de 6,7 milyon abonenin yaklaşık 207 bininde abonelik 1-4 Mb (yani çok düşük). 5 milyona yakını 4-10 Mb. 1.3 milyon kadarı 10’dan yüksek. Bu durumda sabit hatlı “gerçek” genişbantçılar 6 milyon kadar diyebiliriz?
Mobil bilgisayardan internet abonesi 1,5 milyon. BTK’nın kendi ifadesiyle: “En düşük 0-50 Mb bandında 300 bine yakın. 50 Mb üstü 1,2 milyon abone.”
Mobil cepten internet abonesi 24,9 milyon. Ama bunların 8,5 milyon kadarı (yüzde 33,7) sadece 0-5 Mb kullanıcı. 5-50 Mb arasında 2,3 milyon (yüzde 9+). 50 Mb-1Gb arasında 9 milyon. 1Gb üzerinde 5 milyon gibi (yüzde 19). Yuvarlak hesap 16 milyon. (Bu “rakamlar”, BTK’nın değil: Rapordaki renkli çember grafiklerdeki yüzdelerden elle hesap yaparak! BTK’nın, bütün genişbant abone sayısını standart bir sistemle liste olarak vermesi gerekir).
Genişbantın alttaki “dar” bandı kenara koyarsak, 35 rakamından geriye tahminen 23+ kalıyor. Bu 23, genişbant tanımına FCC “zam yaptığı” takdirde pat diye azalacak.
Ülkemizin küresel rekabette daha başarılı olması için okullara, iş yerlerine, evlere, KOBİ’lere hızlı genişbant/fiber şart, elzem, muhakkak, acil. Bu amaçla, 2014-18 Bilgi Toplumu Stratejisi Taslağı’nda (sayfa 69) genişbant abonesi 2018 için 70 milyon, fiber abonesi 4 milyon öngörülüyor.

Web’den gazeteye

Radikal gazetesi kağıttan değil, ekrandan okunacak artık. Türkiye için bir yenilik. ABD’de köklü bazı gazetelerin yıllar önce başına gelen, şimdi bir İstanbul gazetesinin başına geldi. Bundan sonra Radikal’in “hayatta” nasıl kalacağını, ortaya koyacağı gazeteciliği belirleyecek. Çünkü her türlü medyada yaşamsal anahtar: İçerik.
Türkiye’de bir ulusal gazete, kağıda veda ederken, İngiltere’de bambaşka bir iş modeliyle, yenilikçi bir kağıt baskı gazete yapmayı akıl ettiler: Kişi, ekranda gördüğü bir yazıyı/makaleyi ille de kağıt üzerinde okumak isterse, ona özel bir gazete yapıyor Newspaper Club adlı şirket.
Şöyle: Ekranda bir yazı gördünüz. Ama bunu oradan okumak istemiyorsunuz (Web’de ille her şey hap gibi kısa olacak sanmak, bize özgü). Bu tür “kağıttan okuyayım” dediğiniz yazıları bir adrese iletiyorsunuz. Sizin materyal, orada bir algoritma marifetiyle “gazete” formatına sokuluyor. Geriye dönüşümlü kağıt baskı gazete şeklinde adresinize yollanıyor. PaperLater adlı bu hizmetin faturası ucuz değil: Gazete başına 5 Sterlin (15 TL kadar). Ama bu, bir tercih sorunu. İsteyen, öder.
Ekrandaki materyali sonra, “yine ekrandan” okumak üzere kenara ayırmak için Instapaper, Pocket, Readability gibi uygulamalar en tanınmışları. Bunlar ilk ortaya çıktığında büyük yenilik sayılmıştı. Ama PaperLater, bir adım daha attı. Başkasının yapmadığını yaptı: Hala kağıdı önemseyen kitleye, kişiye özgü baskı gazete.
ETİKETLER : Sayı:978