Yazarlar 18 MART 2013 / 08:07

Elde grafen olunca

İhtiyacımız olan enerjiyi elektrik enerjisiyle karşılayalım, bu enerjiyi elde ederken de petrol türevi yakıtlar yerine başta güneş panelleri ve rüzgar türbinleri olmak üzere güneşin sağladığı enerjiyi ilk elden elektrik enerjisine çeviren yöntemleri kullanalım. Üzerinde yaşadığımız gezegenin daha uzun süre sürdürülebilir bir yaşam alanı olması açısından çevreci ve güzel bir yaklaşım. Eğilim de bu yönde zaten.
Ama bir sorun var: Kişisel ulaşım tercihimiz olan otomobillerde kullanmak üzere henüz uygun bir elektrik depolama tekniğimiz, uygun akümüz yok. Bilinen en iyi ticari yöntem LiFePO4 aküleri kullanmak. Ama bunlar da hacim ve ağırlık açısından aracı kullanışsız kılıyorlar.
Neyse ki yeni bir teknoloji bu konuda iyi bir gelecek vaat ediyor: Lityum-hava aküleri1. Tek atom kalınlığındaki karbon plakalar (grafen) üzerine oluşturulan bu lityum akü çeşidi, elektrolit yerine havadaki oksijeni kullanarak günümüzdeki akülere kıyasla aynı hacimde 5-6 katı enerji depolama kapasitesine ulaşıyor. Elektrik kullanımı sırasında havadan ödünç alınan oksijen, akü şarj edilirken tekrar havaya salınıyor.
Bu akülerin ulaşılan enerji depolama kapasitesi 12 kWh/kg. Yani 1 kilogram aküyle bir saat boyunca 16 beygir gücünde bir motoru çalıştırabiliyorsunuz. Günümüzün aerodinamik otomobillerinin 8-10 beygir güçle saatte 90 kilometre hızda alabildiğini düşünürseniz, 24 kilogramlık aküyle gün boyu bu hızda yol alabilirsiniz. Zaten hedef bir otomobili tek şarj ile 500 mil götürmek.
Bu yeni nesil akülerin şarj süreleri, kullanım sırasında havadan oksijen almak amacıyla “nefes alırken” hava kirliliğine olan duyarlılıkları ve şarj-deşarj sayıları hakkında henüz bir bilgi yok. Ama 2020-2030 yılları arasında bir zamanda otolarda bu akülerin kullanılmaya başlayacağı düşünülüyor.
İlginç olan, aynı akülerin cep telefonlarında da kullanılacak olması. Günümüzde şarj cihazı olan odada uyumama saplantısı olanlar bu huylarından çark edip, şarj olurken gündüz etraftan topladığı oksijeni saldığı için telefonu başucunun vazgeçilmezi yapar mı dersiniz?
Ya da kullanırken “açılın biraz telefonum nefes alsın, çekmez oldu” diye yakınanlar olur mu acaba?
1 http://tinyurl.com/bov7ym7
ETİKETLER : Sayı:913