Yazarlar 02 MART 2015 / 09:16

Etkin risk raporlaması belirleyici



“Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde Türkiye’nin de gündemine gireceğini düşündüğümüz yeni prensipler için erken kalkanın yol alacağı bir süreç olacağını düşünüyoruz.”


 

Selim Elban

*PwC Türkiye Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Müdürü

2008 küresel ekonomik krizi, dünyanın lider bankalarının bile risklerini doğru bir şekilde yönetmek konusunda ciddi sıkıntı yaşayabileceklerine dair en büyük göstergelerden biri olmuştu. O yıllarda pek çok banka, riskleri kontrol altında tutmak için hızlı, eksiksiz ve doğru aksiyon alma sürecini yürütemiyor, bu durum da bankacılık sektöründe finansal istikrarın sağlanamamasının en önemli sebepleri arasında gösteriliyordu.

2013 yılı başında,  finansal krizin nedenleri ve etkileri tartışılmaya devam ederken Basel Bankacılık Denetim Komitesi, “BCBS 239 - Risk verisinin toplanması ve raporlanması için prensipler” rehberini yayınladı. Bu rehber ile risk verisinin toplanması ve raporlanması süreçlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi amaçlanıyordu. Komite, bu amacı hayata geçirmek adına bankalarda durum değerlendirmesi yaparak sonuçlarını bankacılık sektörüyle paylaştı ve gerekli aksiyonların alınmasını hedefledi.

Prensipler, uluslararası sistem açısından önem taşıyan bankalara soruldu

Yayınlanan rehberde 14 adet prensip belirlendi. Bu prensipler içinden 11 tanesi bankalar, 3 tanesi ise düzenleyici kurumları ilgilendiriyordu. Prensipler ilk yayınlandığında sektörün dikkatini çekmeyi başaramasa da 2013 yılı sonunda yayınlanan, 2013 yılı ilk yarısına yönelik uluslararası ölçekteki 30 bankayla yapılan öz değerlendirme sonuçları (BCBS 268) sektörde fırtına etkisi yarattı.

Bankalarla ilgili 11 prensip içinde yer alan 87 adet gereksinim, iç açıcı bir tablo ortaya koymuyor. Değerlendirme raporunda çıkan sonuçlara göre bankaların yüzde 20’si, 11 prensip içinden yarısının bankaya uygulanmasında önemli derecede eksiklik olduğunu belirtirken, yüzde 33’ü 2016 yılına kadar tamamen uyumlu olmalarının mümkün olmadığını söylüyor.

Sektörün hazırlıksız yakalandığını gösteren öz değerlendirme sonuçlarına bakarak, bankaların öncelikli ihtiyaç alanlarının dört ana başlık altında toplandığını görüyoruz:

-          Bilgi sistemleri yapılarının ve yönetişim yapılarının iyileştirilmesi

-          Risk verisinin doğruluğunun, tamlığının ve zamanında temin edilebilirliğinin sağlanması

-          Risk verisi kalite kontrol süreçlerinin iyileştirilmesi

-          Risk raporlama süreçlerinin iyileştirilmesi.

Daha etkin bir risk raporlaması için ne yapmalı?

Bu prensiplere uyum sürecine bakıldığında, beklenen faydanın sağlanması adına gerekli aksiyonların üst yönetim seviyelerinde sahiplenilmesi kritik önem taşıyor. Her bankanın alacağı aksiyon farklı olmakla birlikte aşağıdaki noktaların ise tüm bankalar tarafından anlaşılması, planlanması ve geliştirilmesi gerekiyor.

-          İş/BT stratejileri kapsamında konunun ele alınması ve kaynak planlaması yapılması

-          BT sistemlerinin oluşturulması/iyileştirilmesi anlamında uzman desteği sağlanması

-          Tüm risklerin önem derecesine bağlı olarak kapsama alınması

-          Veri gizliliği, doğruluğu, tamlığı ve erişilebilirliğinin göz önünde bulundurulması

-          Prensiplere uyum çalışmalarının uzun süreceğinin göz önünde bulundurulması ve gerekli çalışmalar için (son zamanlara bırakılmayarak) tanınan 3 yılın etkin bir şekilde kullanılması

Bu prensiplerin uygulanması sonrasında bankaların risk raporlama süreçlerini geliştirmesi, kriz durumlarına daha hazırlıklı olması ve finansal istikrarı sağlaması hedefleniyor. Prensiplere tam uyum sağlayan bankaların doğru bilgiye ulaşma ve hızlı karar alma süreçlerinin fark edilir seviyede değişeceğini öngörüyoruz.

Zaman daralıyor

Basel Komitesi dünya çapında uygulanmasını beklediği bu prensipleri global ve yerel sistem açısından önem taşıyan bankalar için ayrı ayrı ele alıyor. Global sistem açısından önem taşıyan bankalar için 2016 Ocak ayına kadar uyum zorunluluğu getirildi. Bu kapsamda Avrupa, Asya ve Amerika’da bulunan bankaların hepsinde altyapı, organizasyonel yapılanma, süreç ve kontrollerin iyileştirilmesi ve raporlama gibi alanlarda çeşitli projelerin son sürat hayata geçirildiğini biliyoruz.

Yerel regulatörler tarafından önemli banka olarak belirlenen bankalar için ise inisiyatif yerel regulatörlere bırakılmış durumda. Bu durum, yayınlanan rehber dokümanda “Yerel regulatör tarafından, yerel sistem açısından önem taşıyan bankaların belirlenmesi ve bu bankalar belirlendikten sonra 3 yıl içinde bankaların bu prensiplere uyumlu hale gelmesi tavsiye edilmektedir” şeklinde ifade ediliyor.

Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde Türkiye’nin de gündemine gireceğini düşündüğümüz bu prensipler için erken kalkanın yol alacağı bir süreç olacağını düşünüyoruz. Bugüne bakacak olursak, farklılık analizleri ile yayınlanan prensiplere göre mevcut durumunu değerlendiren ve orta/uzun vadeli planlarla iyileştirme çalışmalarına erkenden başlayan bankaların sektörde fark yaratacağı bir süreç bizleri bekliyor.

 
ETİKETLER : 1011