Yazarlar 27 MAYIS 2013 / 08:03

FATİH: TABLET ÖNDE, EĞİTİM GERİDE

ULUSAL

ABD’de bir uluslararası konferansta, okullarımıza tablet ve etkileşimli tahta dağıtımının pilot uygulaması üzerine bir bildiri sundum. “Yüzyılın projesi” diye ortaya atılan ve adına FATİH denilen bu girişimle ilgilenip dinlemeye gelenler büyük bir hayal kırıklığı ve şaşkınlık içerisinde kaldı. Bir Amerikalı dinleyici ısrarla iş programını (timeline) sordu. “FATİH Projesi”nin İngilizce web sitesinde görememişti. Çünkü yok! Böylesine iddialı bir şekilde ortaya atılan ve en az 5 milyar dolarlık girişimin doğru dürüst projesi bile olmadığı, dolayısıyla ne zaman ne yapılacağının bilinmemesi, bir Amerikalı için kabul edilebilecek durum değildi. Obama’nın topu topu 2014 yılında 100 milyon dolar harcayacağını açıkladığı ve büyük proje olarak sunduğu “Beyin Girişimi” için bile ABD’de yoğun tartışmalar süregidiyor.
Teknolojinin eğitimde kullanımının yarar ve sakıncaları, dünyada son yılların yoğun araştırma ve tartışma konusu. Abbas Güçlü 24 Nisan tarihli Milliyet’te “Teknoloji Öğrenmeyi Kolaylaştırıyor mu?” başlıklı yazısında ABD ve İngiltere’de yapılmış bazı araştırmaları özetliyor (http://bit.ly/12WAj3h). Bu araştırmalar, ailenin kültürel yapısının ve anne babaların bilgi ve bilinç düzeyi ile çocuğun teknolojiden yararlanması arasında yakın ilişki olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, FATİH’in önde gelen amaçlarından birisi olan fırsat eşitliğinin, sadece okulda tüm öğrencilere tablet dağıtmakla sağlanacağını varsaymak yanlış olur. Nitekim, bizim bir pilot ilde yaptığımız araştırmada, olanakları sınırlı ailelerden gelen çocukların, “bozarım” korkusuyla okuldaki teknoloji karşısında çekingen davrandığını, varlıklı ailelerden gelen çocuklar gibi davranamadıklarını gözlemledik.
Saygın Scientific American dergisinde geçen ay çıkan bir makale, kağıt kitaptan okumak ile ekrandan okumak arasındaki fark ve hangisinden daha iyi öğrenildiği üzerine yapılan araştırmaları özetliyor (http://bit.ly/16UwpbQ). Yoğun bir dikkatle okunması gereken kitabı kağıttan, ama gazete gibi oradan oraya atlayarak okunabileceklerin ekranda kaydırarak okunmasının daha kolay olduğu sonucunda görüş birliği var. Fakat, araştırmalar henüz hangisi ile öğrenmek daha kolay ve kalıcı oluyor sorusunu yanıtlayamıyor. Dolayısıyla, her konuda teknolojinin öğrenmeyi kolay ve kalıcı kılacağını varsaymak yanlış olur. Müfredat ile teknolojinin beraber düşünülüp planlanması gerekiyor.
Avrupa Birliği ülkelerinin okullarında teknoloji kullanımı üzerine geniş bir araştırmanın sonuçları geçen ay açıklandı (http://bit.ly/12rR6Nb). AB üyesi ülkelerdeki öğretmen ve öğrencilerden gelen 190,000 anket sonuçlarını açıklayan basın bülteninin başlığı şöyle: “Çok sayıda öğrenci ihtiyacı olanı alamıyor; öğretmenler  daha çok eğitilmeli ve desteklenmeli.” Bu sonucu vurgulayan politikalar ve uygulamalar AB’nin “Dijital Gündemi” içerisine dahil edildi.
Özetle, okullarda teknoloji kullanımının öğrenmeye yardımcı olması için (1) toplumsal bir bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyası gerekli; (2) 21. Yüzyıl beceri ve bilgilerini içeren, tablet ve etkileşimli tahta ortamı ile bütünleşik olabilecek bir müfredat değişikliği yapılmalı; (3) öğretmenlere etkin bir şekilde hizmet içi eğitim ve uygulama desteği verilmeli.
Bunların hiçbiri yapılmadan tablet ihalesine çıkmak yanlıştır. Üstelik MEB’nın yaptırdığı bir anket, pilot uygulamaların başarısız olduğunu gösteriyor (http://bit.ly/YWQkmi). Ayrıca, geçtiğimiz günlerde tamamlanıp onaya sunulan MEB’nin Öğretmen Stratejisi Taslağı (http://bit.ly/10QALkR), etkin hizmet içi eğitim ve destek konusunda çok zayıf görünüyor.
Tüm bunlara karşın, bu satırlar yazıldıktan iki gün sonra, 24 Mayıs günü tablet ihalesi yapılacak. Vergi paralarının yanlış satın almalarda harcanması karşısında toplum duyarsız. Bu kadar önemli bir konu ve harcama karşısında medyamız umarsız. Milletvekillerinin hükümete sunduğu soru önergeleri yanıtsız. En önemli konu olduğunda herkesin birleşmesine karşın, hala düzeltilememiş eğitim sisteminin bir de teknolojinin yanlış uygulanması sonucu daha da sorunlu olma ihtimali karşısında, okullarda çocukları olan ana babalar konudan habersiz. Öğretmenlerin ve bilişimcilerin STK’ları sessiz. Garip bir durum!
Umarım teknoloji firmalarının ekonomik rant baskısına ve başbakan Erdoğan’ın siyasi rant baskısına UDH Bakanı Binali Yıldırım ve MEB Nabi Avcı direnebilir, arabayı atın önüne koşmaktan vaz geçer. “Yüzyılın projesi” derken “yüzyılın fiyaskosu” olmasın.

KÜRESEL

İNTERNET ÜZERİNE YUMUŞAK BİR ÇARPIŞMA: WTPF

Geçtiğimiz Aralık ayında Dubai’de toplanan WCIT (Uluslararası Telekomünikasyon Dünya Konferansı), Birleşmiş Milletler’in organı ITU’nun (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), dolayısıyla hükümetlerin internet yönetişiminde söz sahibi olma niyeti nedeniyle çok tartışmalı ve gergin geçmişti. 14 Mayıs’da başlayan WTPF (Telekomünikasyon Politikaları Dünya Forumu) ise beklenenden daha sakin geçti. Bunun iki nedeni var. Birincisi, iki haftaya yakın süren WCIT’de bağlayıcı olan ITR (Uluslararası Telekomünikasyon Düzenlemesi) görüşüldü; sadece üç günlük WTPF’de ise bağlayıcı olmayan görüşler ortaya kondu.
İkinci neden ise, ITU’nun önemli ve devamını dilediğimiz bir yaklaşımından kaynaklandı. WCIT toplantısına hazırlık süreci gizliydi. Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler, hükümetlerin ITU’ya sunduğu önerilerin açıklanmaması, tüm süreci şeffaflıktan uzak kılıyordu ve kuşku yaratıyordu. Fakat, WCITLeaks (WCITSızıntıları) belgeleri ele geçirip açıklayınca, ITU gizliliğin mümkün olmadığını anladı. Ayrıca, dışarıda bırakılan ilgili STK’ların sert eleştirileri de etkili oldu. Dolayısıyla, WTPF sürecinin hem şeffaf hem de katılımcı olmasına ITU özen gösterdi. Sonuçta, toplantı öncesi hazırlanmış olan 6 görüş belgesi (http://bit.ly/19h5451) fazla tartışma yaratmadan genel kabul gördü.
Türkiye’nin de WTPF’e yaklaşımı daha olumluydu. WCIT öncesi, hükümet görüşünü gizli tutmuştu. WTPF öncesi ise, görüş bildirildi. Ayrıca, önemli teknik komisyonlar olmasına karşın, WCIT toplantısına zayıf hatta ilgisiz bir heyet gittiği halde, WTPF toplantısına giden heyet daha uygundu.
İnternet üzerine uluslararası güç çarpışmaları, bazı hükümetlerin interneti kontrol altına alma hevesleri devam edecek. Bundan sonraki, ITU’nun en önemli kararlarının alındığı ve 4 yılda bir yapılan Plenipotentiary (tam yetkili) Konferansı 20 Ekim - 7 Kasım 2014’de Güney Kore’de yer alacak (http://bit.ly/VgnVtA). Türkiye’nin bu toplantıya katılımcı ve şeffaf bir süreç içerisinde, etkin bir şekilde hazırlanmasını dileriz.

BİREYSEL

AMERİKALI GENÇ FACEBOOK’TAN UZAKLAŞIYOR

Pew Research Center’ın 12-17 yaş aralığındaki Amerikalılar üzerinde yaptığı araştırmaya göre, Facebook’dan Twitter ve Instagram’a doğru bir yönelme var. İngiltere ve Kanada’da görülen bu gelişmenin en önemli nedeni, yetişkinlerin Facebook’ta çok yaygınlaşmasından gençlerin hoşlanmaması. Kendilerini daha serbest ifade edebildikleri paylaşım sitelerini tercih ediyorlar. Benzer araştırmaların ülkemizde yapılmaması önemli bir eksiklik.
ETİKETLER : Sayı:923