Yazarlar 27 MAYIS 2013 / 08:01

Genç mühendisin motivasyonla imtihanı

Motivasyonum yok, motive olamıyorum, motivasyonumu kaybettim gibi serzenişler son zamanlarda çalışanların ağzına pelesenk oldu.

Nedense çalışanlar birilerinin gelip onları motive etmesini beklerler. Ancak her gerektiğinde yanı başınızda bu işi yapacak kişiyi bulamazsınız. Bu nedenle kişi kendini motive etmesini bilmelidir. Özmotivasyon başarı için en önemli kriterlerden biridir.

Hayatın içinden bir örnek verelim. Bilgi teknolojileri sektörünün en büyük bütünleştirici şirketlerinden birinde yaşanan bir olaya göz atalım. 1982 yılına uzanalım. Yeni mühendis olmuştu. Hayalleri vardı. İşe başlar başlamaz ana bilgisayarların kuruluşlarında çalışmayı, büyük sistemlerin karmaşık sorunlarını çözmeyi hayal ediyordu. Her sabah bu heyecanla, bu hayalle işin yolunu tutuyordu. Ancak bu motivasyonla gittiği teknik servis departmanında önüne kocaman kitaplar koyulup, okuması öğütleniyordu. İş hayatında öğrenci gibi davranılması hoşuna gitmemişti ama yapacak bir şey yoktu.

Yine okumakla geçen bir günün olağan akışı Bursa’dan gelen bir telefonla değişti. Ülkenin en büyük otomobil fabrikaların birinde ana sistem çökmüş, yerinde destek mühendisi ilk müdahaleyi yapmış ve teşhisi koymuştu. Sistemini ayağa kaldırmak için gerekli güç kaynağı İstanbul’dan istenmişti. Kendisine kadar yükseltilen bu sorunla telaşla odasından çıkan teknik müdürün ilk gözüne çarpan bizim genç mühendis oldu.

Yaklaşık yirmi kiloluk güç kaynağı ile Bursa’ya gitmek üzere Kabataş’tan Yalova vapuruna bindiğinde kafasından binlerce düşünce uçuşuyordu. Hayallerine ne olmuştu. Bir kuryenin yapacağı işi mi yapacaktı? Hayır, öyle düşünmemeliydi. Güverteden denize bakarken güç kaynağını ne kadar kısa zamanda fabrikaya ulaştırırsa sistemin o kadar kısa zamanda ayağa kalkacağını, üretim kaldığı yerden başlayacağını, hatta ülkenin ihracatının kesintiye uğramayacağını düşündü.

Yıllar sonra direktörü olduğu Saha Hizmetleri bölümünde yeni mezun mühendislere öz motivasyonun önemini anlatırken hiç zorlanmadı. Yaşadıklarını anlatması yeterliydi. Yıllar öncesine gitti, Yalova vapurundan denize bakarken aklından geçenlere.