Yazarlar 07 TEMMUZ 2014 / 08:16

IGF TOPLANTISI BU YIL TÜRKİYE’DE AMA TÜRKİYE IGF’DE YOK!

Dokuzuncusu bu yıl Eylül başında İstanbul’da gerçekleşecek olan yıllık uluslararası IGF (Internet Governance Forum; İnternet Yönetişimi Forumu) toplantılarının hem genel hem de bu yıla özel önemini yazımın KÜRESEL bölümünde özetledim.
Özel bir önem taşıyan 9. IGF toplantısına, ülkemizin STK’ları, akademisyenleri, teknik uzmanları ve sektördeki firmaları – kısaca sivil toplum – hemen hemen tamamen ilgisiz kalmıştır. IGF’ler, STK’ları öne çıkaran toplantılardır, hükümetleri değil. Özel etkinlikler dışında, IGF toplantıları sivil toplumun sunduğu çalıştaylardan oluşur. İstanbul’da toplanacak 9. IGF için, tüm dünyadan 224 çalıştay önerisi sunulmuştur. Bunların içinde Sabancı Üniversitesi’nden ve turkinternet.com’dan birer, Alternatif Bilişim Derneğinden dört tane olmak üzere, Türkiye’den sadece altı çalıştay önerisi vardır ve aceleyle son dakikada hazırlandıkları için hiçbiri kabul edilmemiştir.
Örnek olarak seçtiğim, kabul edilmiş olan birkaç çalıştay önerisi ve verenlerin ülkesi aşağıdaki tabloda görülüyor:
No 51 : Connecting the continents through fiber-optic (İran)
No 65 : The role of IXP’s in growing the local and digital economy (Trinidad and Tobago)
No 82 : Alternative routes protecting human rights on the internet (Malta)
No 136: Internet as an engine of growth and development (Etyopya)
“No 51: Fiber-optik ile kıtaları birbirine bağlamak” veya “No 65: İnternet değişim noktalarının yerel ve sayısal ekonomide rolü” konulu çalıştaylar neden tam da kıtaların kesişme noktasında olan Türkiye’den değil de, İran, Trinidad ve Tobago’dan çıkar? “No 82: İnternette insan haklarını koruma yöntemleri” konulu çalıştay neden internette ciddi sınırlamaların yaşandığı Türkiye’den değil de Malta’dan? “No 136: Büyüme ve gelişme motoru olarak internet” konulu çalıştay neden bilgi ekonomisi üzerine fikirlerin havalarda uçuştuğu Türkiye’den değil de Etiyopya’dan?
Bu tablo, sivil toplumumuz açısından vahim bir manzara sergiliyor. Davetli olarak katıldığım uluslararası toplantılarda bana söylenenlerden, dünyanın da ülkemiz sivil toplumunun pasifliğinin farkında olduğunu görüyorum. Dünya gündeminde yer alan bu yılın önemli uluslararası toplantıları bizim ana akım medyasında dikkat çekmese de, BThaber’de ve başka mecralarda internet yönetişimi ile ilgili gelişmeler ve toplantılar hakkında defalarca yazdım. Hatta kimi STK’lara özel e-mail ile ayrıntılı bilgi verdim. (Üstelik, başka bir önemli uluslararası toplantıya önceden söz vermiş olduğum ve yayımlanmış olan programında ismim yer aldığı için İstanbul’daki IGF’e kendim katılamayacağım halde…). Bu bilgilendirme çabalarımla ilgilenen sadece Alternatif Bilişim Derneği oldu. Dolayısıyla, “bilgimiz, haberimiz yoktu” benzeri sözlerle savunmaya geçmeden, sivil toplumumuz anlamlı ve cesur bir özeleştiri yapabilmeli. Yoksa, dünyadan kopuk, içine kapanık, vizyonsuz gidişat ile, bilgi çağında geri kalmaya devam edeceğiz.
BTK, 27 Haziran günü, İstanbul’da bir toplantı düzenledi. Tayfun Acarer başkanlığındaki toplantıda BTK çalışanları IGF ile ilgili STK’lara ve firmalara bilgi sundu. Hızlı ve organize bir çalışma içine girebilirse, STK’larımız hala 9. IGF toplantısında bir varlık gösterebilir. Bu arada, BTK da çalışmalarını hızlandırıp, ev sahibi olarak hazırlaması gereken web sitesini (http://www.igf2014.org.tr/) bir an önce aktif hale getirmeli. İçinde cumhurbaşkanlığı seçimi ve yaz tatili de olan, iki aydan az bir zaman kaldı IGF toplantısına.

İNTERNET YÖNETİŞİMİ TARTIŞMALARI VE IGF: TARİHSEL BİR PERSPEKTİF

Telekomünikasyon için daha baştan geliştirilen düzenleyici mevzuata, internet için ilk 10 yıl ihtiyaç görülmedi. TCP/IP ortaya çıktıktan sonra sadece “geeks ve freaks” (asosyal bilgisayar kurdu/kaçığı) ilgisi yeterliydi. Fakat, web ortaya çıktıktan sonra, hem internet kullananların sayısı dünyada sıçrama gösterdi hem de internet üzerinden suç işleyenler çoğaldı. Bunun üzerine ABD hükümeti 1998’de internet yönetişimi için bağımsız ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) ve hükümete bağlı IANA’yı (Internet Assigned Numbers Authority) kurdu. Birleşmiş Milletler 2002’de Enformasyon Toplumu Dünya Zirvesi’ni (WSIS) başlatınca, Çin ABD’nin kurduğu hükümet ve iş dünyası kontrolü altındaki internet yönetişimine itiraza başladı. 2005 yılında Tunus’da toplanan 2. WSIS’de, ilk kez çok paydaşlı yönetişim kavramı ortaya çıktı. Bu paydaşlar, hükümet, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşuydu. Tunus Gündemi diye anılan önemli kararlardan birisi de, internet yönetişiminin tartışılıp geliştirilmesi için her yıl Internet Governance Forum (IGF) toplantılarının yapılmasıydı
2006’da başlayan IGF toplantılarında tartışılan internet yönetişimi konusu 2011 yılına kadar dünyanın dikkatini çekmedi. İnternet üzerinden işlenen suçlar, bunu bahane eden interneti sınırlayıcı politikalar ve internetin hem siyasi hem de ekonomik bir güç olmasının fark edilmesi sonucu, 2011 yılında çok sayıda ülke ve kuruluş “internet yönetişim ilkeleri” veya “internet hakları” tür bildiriler yayımladı. Siyasi ve ekonomik gücü nedeniyle internet yönetişiminde söz sahibi olmak isteyenlerin yarattığı gerilim, 2012’de Dubai’de toplanan WCIT (World Conference on International Telecommunications; Uluslararası Telekomünikasyon Dünya Konferansı) öncesinde patladı. BM üyesi tüm ülkelerin katıldığı ve 11 gün süren yoğun tartışmaların yer aldığı WCIT’nin sonunda, ABD ve AB’nin içinde olduğu 55 ülkenin itirazına karşın, Rusya, Çin, İran, Türkiye ve Afrika ülkelerinin içinde bulunduğu 89 ülkenin oyuyla, aslında bir uzlaşma içeren ITU’nun yeni Uluslararası Telekomünikasyon Düzenlemesi kabul edildi. Bu, ABD merkezli internet yönetişimine karşı ciddi bir başkaldırıdır.
İnternet yönetişiminin ABD merkezli olmasını içine sindiremese de, BM’nin altındaki ITU’nun, dolayısıyla hükümetlerin interneti kontrol altına almasından endişeli ülkeler, özellikle AB, üçüncü bir model arayışına girdi. Ayrıca, internetin daha güvenli olmasını sağlamak için iki görüş arasında da bir gerilim vardı: bağlayıcı katı kontrol mekanizmaları karşısında yumuşak ilkeler içeren esnek bir kontrol sistemi. Bu tartışmalar 6. IGF (Nairobi, Kenya, 2011) ve 7. IGF (Bakü, Azerbaycan, 2012) toplantılarında devam etti. İlk defa 8. IGF (Bali, Endenozya, 2012) toplantısında farklı görüş sahibi ülke ve kuruluş temsilcileri ayni masada oturup “geliştirilmiş işbirliği (enhanced cooperation)” ile küresel bir çokpaydaşlı ve esnek bir sistem oluşturma yolunda bir çalışmaya başlama kararı aldı. İşte bu çalışmanın sonucu ortaya çıkan rapor, İstanbul’da toplanacak olan 9. IGF toplantısında tartışılacaktı.
Fakat, bu plan, Haziran 2013’de, eski CIA ve NSA çalışanı Snowden’in ortaya serdiği NSA skandalı gündeme bomba gibi düştükten sonraki gelişmeler sonucu değişti. Artık, ABD merkezli internet yönetişiminin sürdürülemeyeceği kesinleşmişti. Aslında, NSA skandalı ile internet yönetişimi ve ICANN arasında bir ilişki yoktu, fakat ABD’ye olan güven büyük bir darbe almıştı. NSA dinlemelerinin kurbanlarından Brezilya başkanı Dilma Roussef, Eylül 2013’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında NSA ve ABD’yi sert bir dille eleştirdi. İnternet yönetişimine yeni bir yaklaşım aramaya yönelik bir toplantı düzenleyeceğini açıkladı. ABD merkezli modeli sürdüremeyeceğini anlayan ICANN bu toplantıyı beraber düzenlemeyi teklif etti. Hemen arkasından ABD hükümeti, kendisine bağlı olan IANA’yı serbest bıraktı. Böylece, ABD merkezli internet yönetişimi modelinin sonuna gelindi.
Tüm dünyadan, tüm paydaşların geniş katılımıyla 23-24 Nisan tarihlerinde Brezilya’nın Sao Paolo kentinde gerçekleşen NETmundial adıyla anılan toplantının sonunda – Rusya, Suudi Arabistan, Hindistan ve Küba dışında – her ülkenin imzaladığı bir deklarasyon yayımlandı (http://bit.ly/TxiOHp). Bağlayıcı olmamakla beraber, çok önemlidir. İnternet yönetişimi tarihinde bu kadar geniş ve uluslararası bir paydaş kitlesi tarafından destek gören bir ilkeler deklarasyonu yayımlanmamıştır. Sadece ağ tarafsızlığı konusunda biraz zayıf bulunması dışında, şimdiye kadar yayımlanan tüm ilkeler bildirilerinin yerini aldı denebilir.
2013 yılı boyunca benim de bazılarına davetli olarak katıldığım toplantılarda iki konuda tartışma ön plana çıktı: (a) ABD merkezli yönetişim modeli nasıl bir küresel yönetişim modeline dönüşecek? (b) NETmundial deklarasyonunda yer alan ilkeleri işlevselliğe kavuşturacak mekanizmalar nelerdir? Bu sorular tartışıldı ama bir sonuca varılamadı. İstanbul’daki IGF toplantısı, tüm bu tartışmaların somutlaşması için önemli bir platform olabilir. Hemen arkasından, Kasım’da Busan, G. Kore’de karar alma yetkisiyle toplanacak olan ITU Plenipotentiary’e sunulacak önerilerin geliştirileceği bir ortam olabilir İstanbul’daki IGF toplantısı. Özellikle sivil toplumun söz sahibi olması bakımından IGF toplantıları zaten önemli. Fakat, bu tarihsel gelişmenin önemli bir dönüm noktasında gerçekleşecek olan İstanbul’daki IGF özel bir önem taşıyor.
ETİKETLER : Sayı:979