Yazarlar 09 HAZİRAN 2014 / 08:03

İngiltere, Çin’den öğreniyor

TIMMS, dünyada 4 ve 8. sınıf öğrencilerin matematik ve fen başarısı düzeyini belirleme programının adı (Trends in International Mathematics and Science Study).

Aralık 2012 tarihli son yayınlanan TIMMS araştırmasında Türkiye şu noktadaydı:
• 4. sınıf matematik ölçümünde 35/50. sırada (puan: 469). Üstte Polonya, altta Azerbaycan.
• 8. sınıf matematik ölçümünde 24/42. sırada (puan: 452). Birleşik Arap Emirlikleri üstte, Lübnan altta.
TIMMS’i şimdi tekrar hatırlatmanın nedeni şu:
İngiltere, Türkiye’den çok daha üst sıralarda yer aldığı halde, onların Eğitim Bakanı Liz Truss, “Biz matematik eğitiminde nerede hata yapıyoruz? Neden Çin Şanghay düzeyinde değiliz?” diye anlamak için, Çin’e gitti yakınlarda. Matematik eğitimini Çinlilerin nasıl verdiğini yerinde görmek için.
İngiltere’nin yerine bakalım:
4. sınıf matematik ölçümünde 9. sırada
8. sınıf matematik ölçümünde 10. sırada.
İngiltere, ilk 10’da yani. Bizim halimize göre, onların durumu ballı kaymak. Ama gel gör ki hükümet, durumdan memnun değil.
Bakan hanım Çin’den dönünce ne oldu?
İngiliz Eğitim Bakanlığı, ilk ve orta eğitimde her hafta bir saat ek matematik dersi koymaya karar verdi. Çünkü, İngiltere’de yılda 188 saat matematik öğretiliyormuş (Türkiye’de 126 saat). Bu süreyi artırmak gerekiyormuş.
Bizim ise böyle bir şeye ihtiyacımız yok herhalde değil mi?

Şeylerin interneti: Sorunlar var

Şeylerin İnterneti (IoT), kaç milyar cihazı birbirine bağlayacak? Bu sorunun yanıtına, araştırma şirketlerinin yanıtı bol: Gartner’a göre, 2020’ye kadar sayı 26 milyarı bulacak. ABI Research of New York’a bakarsak bu sayı 30 milyar olacak. Cisco sayıyı daha da artırıyor: 50 milyarı aşacak diyor. Sitesinde bir sayaç var bu konuda sürekli hesap yapan: 2 Haziran Pazartesi sabahı bu sayı, 12 milyar 510 milyon 907 bin küsurdu. Siz bunu okuyana kadar çok çok daha artmış olacak.
IoT hakkında en yüksek rakamı telaffuz eden IDC’e bakarsak, 2020 sonunda sayı 212 milyar olacak. Bunun piyasa değeri de 8.9 trilyon doları bulacakmış.
Bütün bu hesaplara kuşkuyla bakanlardan Zdnet, Google Trends‘e başvurarak şu değerlendirmeyi yaptı: Nisan 2013 - Ocak 2014 arasında IoT konusuna ilgi “makul” bir yükseliş izlerken, dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı CES’te bu konudaki yeni bilgiler üzerine, ilgi aniden arttı. Ocak’ta Google, IoT ile ilgili çalışan Nest Labs’i 3.2 milyar dolara satın alınca bu ilgi daha da arttı.
The Economist, 28 Mayıs’ta bu “heyecanı” yorumlayan uzun makalesinde konuya kuşkucu bakıyor: “Zekâ fışkıran yeni duyargalar kanınızdaki şeker düzeyinden, yazıcıdaki mürekkebin miktarına, makinenin ne kadar ömrü kaldığından kütüphanedeki kitapların yer değiştirme durumlarına, ekinlerin büyümesinden, aklınıza gelecek başka her şeyi kablosuz bir sistemle haber verecek. Başkaları, daha da iyi algoritmalar geliştirerek, milyarlarca duyargadan ortaya çıkacak büyük veri selinden anlam çıkartmaya çalışacak.”

Economist’e göre, işin kolay kısmı, bu algoritmalar. Zor kısmı ise veriyi topladıktan sonraki analiz kısmı. Çünkü bu işleri yapmak için ölçütler (standartlar), birlikte çalışabilirlik (interoperability), birleştirme (integration), veri yönetimi (virüs/korsan saldırısına savunma, telif hakları v.b.) konularının çözümü yıllar alabilir. Ve ancak bu aşamadan sonra IoT, toplumları “anlamlı” bir şekilde değiştirebilir. O gün henüz uzak.
Economist, Cisco sitesinde ha bire artan IoT rakamları için de şunu yazdı: “Bunlar ekmek kızartıcısı, buzdolabı, termostat, duman duyargası, kalp pili bağlantıları değil. Bunlar, halen kullanılan akıllı telefon, tablet, bilgisayar ve yönlendiriciler (router), sanayide zaten kullanılan veri ileti bağlantıları. Enerji santralları, uçaklar, trenler, rafineri, petrol kuyuları ve diğer sanayi, zaten bu tür bilgileri, bir ana merkeze gönderiyordu. Daha önceleri bu işi uyduyla yaparken, şimdi daha ucuz diye internetle yapıyorlar.”
Uzun makalenin kısa özeti: “IoT hakkında hayal ve heyecana gerek yok. Çünkü daha çözülmesi gereken çok konu var.”

Yüksek tekno maç

12 Haziran’da Brezilya’da Dünya Kupası başlıyor. Şimdiye kadar en teknoloji destekli bir maç dizisi olacağa benziyor:

• Robot: Afganistan ve Irak’ta mayın arama-tarama ve başka tehlikeli işlerde kullanılan robotlar, Kupa’nın yapılacağı 12 şehirde güvenlik için kullanılacak. Hükümet 30 tane iRobot 510 PackBots ısmarladı. Fatura: 7.2 milyon dolar. Bunlar 14 km hız yapabilir. Olduğu yerde 360 derece dönebilir. 60 derece eğime çıkıp inebilir. Hatta 2 metre suyun altında bile çalışır. 2 metre yüksekten düştüğü zaman sağlam kalır. Ağırlığı sadece 18 kilo.

• Yayın: Sony ve FIFA, 13 Temmuz final maçını 4K süper yüksek çözünürlükte yayınlayacak. Bunu, uygun bir ekrandan izleyenler, 1080p sihiri sayesinde maçı normalden 4 kat daha net ve berrak izleyecek.
• Hakeme gözlük: Stadyumda 14 video kamera maçı izleyecek. Bunlardan 7 tanesi iki kaleye bakacak. Topun sahadaki pozisyonu milimetrik olarak ölçülecek. Top, gol çizgisini geçtiği an, hakemin kolundaki özel saate “titreme” sinyali gidecek. Bu durumda hakeme gözlük gerekmiyor: Gözlük, stadyumun tepelerinde bir yerde çünkü.
• Frikik köpüğü: Serbest vuruş yerini belirlemek için Ar-Ge sonucunda özel bir köpük geliştirildi. İşaret için püskürtüldükten iki dakika son yerden kayboluyor.

• Top: Adidas, yeni bir özel top yaptı. Zaten Dünya Futbol Kupası toplarını yapmak onun işi. Ama bu seferki, 2.5 yıl Ar-Ge’den sonra ortaya çıkan: Brazuca. Topun birbirine yapışan 6 parçası var. Bir öncekinde 8 parça vardı ve hız sorunlarına yol açtığı biliniyor.
ETİKETLER : Sayı:975