Yazarlar 21 MART 2010 / 18:00

İnternet (devam)

Geçen hafta, internete erişim üzerine bir “uçuş” yapmıştım. Haftaya internette olası yeni hizmetlerle bu diziyi noktalayacağım. Şimdi: İnternette neredeyiz?
İnternet, sonsuz özgürlükler dünyası. Buradaki bilgi sözle anlatılamayacak büyüklükte, ama yanlış veya çarpıtılmış da olabiliyor. Öyle ya? Birisi ciddi ciddi bir haber yazsa; taze, sıcağını kaybetmemiş manda gübresinin kelliğe kesin çare olduğunu internette yaysa, kim bilir kaç kişi manda peşinde koşup, başına gübre sürer! Dahası, manda çiftliği turları bile düzenlenir, elbette pazarlaması da internette yapılır. Kötüye kullanımını bir yana bırakırsak, internet, insanların bir diğeri ile iletişim damarı. Mümkün olsa, interneti kapatsak, toplumlar bir diğerinden kopacak, küreselleşme çökecek!
“Mümkün olsa” sözünü, sunulan hizmet açısından değil, teknolojik olarak kullandım. İnternetin dağıtık yapısı, kapatılmaya direniyor. Olağanüstü bir yapı. Lastiğiniz patladığında yolda kalıyorsunuz, ama ADSL’iniz bozulduğunda 3G’den, GPRS’ten, EDGE’den devam. Bir fiber kablo hizmet dışı kalsa, ancak belli yönlerde yavaşlıyorsunuz. Bir sunucu çökse, diğerleri onun görevini üstleniyor. Korkutucu bir ayakta kalma yeteneği var.
İnternetin sonsuz özgür olması, herkesin her yere ulaşmasına olanak sağlıyor; ama aynı zamanda “her isteyenin her kapıya gelebilmesine” de. Yetkileri olmadığından içeri giremeseler de, kapıdaki kalabalık yetkisi olanların içeri girmesini engelleyebiliyor, yavaşlatabiliyor. Letonya ve Gürcistan örneklerine bakın. Bunlar internette ilk “halk hareketleri” olarak tarihe geçer sanırım. Bu nedenle de internet, güvenilemez bir iletişim ortamı.
Doğrudan satışlarda olmasa bile şirketler işlerini yürütmekte internete aşırı bağımlı durumdalar. Bir fabrikanın internet bağlantısını kesin, lojistik düzeni bozulacağından, ertesi gün üretimi aksar. Ya da “ham madde stoklama ve stoğa mal üretme” devrine geri dönmesi gerekir. Hele bankalar? İşini internetten gören tüm müşterilerin banka şubelerine gitmek zorunda kaldığını düşünün. Kâbus gibi değil mi?
ETİKETLER : Sayı:763