Yazarlar 19 OCAK 2015 / 07:19

IPTV, OTT ve televizyonun geleceği

OTT’nin, IPTV’yi öldürmesi beklenmemektedir, aksine IPTV ağını genişleterek ona yardım edecektir. Mevcutta sunulan IPTV hizmeti için tamamlayıcı bir hizmet olacaktır.


Dr. Cebrail Taşkın

TV kanallarının IP paketlerine dönüştürülerek bir telekomünikasyon şebekesi üzerinden son kullanıcıya ulaştırılması düşüncesi televizyonu sadece yayınları alan bir cihaz olmaktan çıkarmış televizyonu interaktif çok fonksiyonlu bir cihaz haline getirmeye başlamıştır. Bu düşünceyle beraber Telekom Şirketleri, Kablo TV, uydu yayını gibi interaktif olmayan yayınlara alternatif olarak IPTV servisi  sağlamaya başlamışlardır.

IPTV; şifreli, şifresiz TV kanallarının ve depolanan video içeriklerinin, IP paketlerine dönüştürülerek genişband erişim teknolojileri üzerinden son kullanıcıya yayınlanmasıdır. TV kanalları bir yayın merkezinde IP paketlerine dönüştürülür ve genişband erişim teknolojileri üzerinden müşteri lokasyonuna taşınır. Müşteri lokasyonunda erişimin sonlandığı modem v.b. cihazlara ilave olarak  STB (Set Top Box) olarak ifade edilen bir decoder’a ihtiyaç duyulmaktadır. STB ise televizyona bağlanır. STB üzerindeki bulunan kullanıcı arayüzü televizyon ekranında görüntülenir ve seyredilmek istenen TV kanalı veya video filmi bu arayüz sayesinde seçilir.

OTT  (Over-The-Top TV), Televizyon ve video içeriklerinin internet ağı üzerinden internete bağlanabilen cihazlar vasıtasıyla müşterilere ulaştırılmasıdır. OTT ile telekomünikasyon altyapısına herhangi bir para ödenmeden, mevcut altyapılar üzerinden TV ve video yayıncılığı hizmeti sağlanmaktadır. Bu sayede içerik sahipleri, internet bağlantısı ve gerekli donanımı olan müşterilere Telekom operatörlerini pas geçerek doğrudan erişme imkanı bulmaktadırlar.Web TV, elden gelenin en iyisi (best effort) bir  servis modeli ile; televizyon, isteğe bağlı video ve kullanıcılar tarafından üretilen içeriğinin IP tabanlı iletimidir. Web TV, harici hiç bir donanım gerektirmeden, internete bağlı herhangi bir bilgisayar yardımıyla ulaşılabilen kişiye özel televizyon yayını servisidir. Bu özelliği sayesinde dünyanın neresinde olursa olsun kullanıcılar takip ettikleri programları izleyebilir, yayın saatinde izleme fırsatı bulamadıkları programları istedikleri zaman tekrar gösterilmesini sağlayabilirler. Televizyon yayınını bir servis haline getiren Web TV, bu yayınları sadece uydu anteni, kablolu yayını olan evlerde değil internet bağlantısı olan her türlü bilgisayar hatta cep telefonunda da sunabilmektedir. IPTV bir Telekom operatörü tarafından özel kapalı devre ağ üzerinden hizmet verirken, WEBTV açık internet üzerinden herhangi bir servis garantisi olmaksızın verilir.

 

OTT’nin en yaygın kullanıldığı Amerika’da Netflix, Hulu, Apple TV, Google TV gibi servis sağlayıcıları, internet bağlantısı olan cihazlara TV ve video içeriklerini internet omurgası ve erişim şebekesi üzerinden taşımaktadırlar. Bu durum IPTV hizmeti sağlayan Telekom Operatörlerini olumsuz yönde etkilemekte ve abone kayıplarına neden olmaktadır.

OTT, izleyiciler için yeni ve avantajlı bir servis olarak ortaya çıkıyor. OTT, isteğe bağlı video hizmeti sunan Netflix, Hulu vb gibi düşük maliyetli hizmet sağlayıcıları sayesinde popülerlik kazanmış durumdadır. Informa tarafından yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde 2014 yılı sonuna kadar 110 milyon IPTV abonesi olması beklenmektedir. Aynı araştırmada 2015 yılında 380 milyon OTT kullanıcısı olacağı tahmin edilmektedir. Bu araştırma uzun süredir tartışılagelen IPTV ve OTT rekabetinde, OTT’nin aldığı pay hakkında bilgi veriyor.

Bir TV şirketinin TV yayınını izleyicilere ulaştırabilmesi için uydu ya da karasal yayıncılık altyapısı kurması gerekmektedir. Mevcut durumda yayın altyapı maliyetleri yayıncı tarafından karşılanırken, internet üzerinden yapılan OTT yayınında maliyet altyapıyı kuran ve işleten telekom operatörleri tarafından karşılanmaktadır. Özetle, OTT servisi sağlayan şirketler sabit ve mobil telekom operatörlerin altyapısı üzerinden herhangi bir bedel ödemeden video servisi vermektedirler.

Karasal, kablo TV ve uydu yayınları, tek bir yayın merkezinden tüm izleyicilere yayın yapmaktadır (Biz buna broadcasting diyoruz). OTT’de ise durum tamamen farklı, her bir kullanıcı isteği için bir akış (stream) başlatılmakta ve kullanıcı sayısı kadar toplamda bir trafik oluşmaktadır. Unicast trafiğin oluşturduğu toplam bandgenişliği ihtiyacını karşılamak üzere, OTT servis sağlayıcıların yayın merkezlerinde kapasite planlaması yapması ve ihtiyaç duyulan bandgenişliğini sağlamak için bandgenişliği satın alması gerekmektedir. Kullanıcı sayısı arttıkça bandgenişliği maliyeti artmaya başlamaktadır.

IPTV ile OTT’yi karşılaştırmak aslında pek doğru olmaz; IPTV  ve OTT, iş modeli, hizmet kalitesi, içerik kalitesi, mülkiyet, maliyet ve içerik dağıtım mekanizması açısından birbirinden çok farklı iki üründür. OTT, isteğe bağlı yayınlar (film, dizi vb) ve niş televizyon kanalları için iyi bir yayın platformu olacaktır, mevcut yayın türlerinin bir alternatifi olmayacaktır. Sonuç olarak OTT’nin, IPTV’yi öldürmesi beklenmemektedir, aksine IPTV ağını genişleterek ona yardım edecektir. Mevcutta sunulan IPTV hizmeti için tamamlayıcı bir hizmet olacaktır.

Yeni nesil televizyon yayınları izleyici alışkanlıklarını değiştirmeye başlamıştır. Daha önce TV karşısında pasif olarak oturan TV izleyicisi, aktif hale geçmiştir. İzleyici sadece TV izlemekle kalmıyor, izlediği TV programına katılabiliyor, izlediği yayını arkadaş grupları ile paylaşıyor ve izleme deneyimini paylaşıyor hale gelmiştir. Bu durum ‘izleyici’ kavramını ‘katılımcı’ haline dönüştürmüştür.

Hemen hemen bütün evlerde artık ikinci bir ekran bulunmaktadır, ikinci ekran bir Youtube, bir Facebook ya da bir sosyal medya uygulaması olabilmektedir. Dolayısıyla klasik anlamda TV izleyicilerinin sayısı her geçen gün azalmaktadır. Birden fazla ekran ve cihaz üzerinden içeriğe erişen, dilediği zaman dilediği yerde izleme alışkanlığını edinmiş yeni bir izleyici kitlesi ile karşı karşıyayız.  Amerika’da bazı yapımcılar dizilerin tamamı çekiyor ve toptan pazarlıyor, izleyiciler bütün bölümleri satın alarak kendilerinin belirlediği süre içerisinde bütün bölümleri izleyebiliyorlar. Bu durum artık televizyonların sonu mu geldi sorusunu aklımıza getiriyor, çoğu TV yayıncısı bu durumun gelecekteki olası etkilerini şimdiden hesaplama telaşı içerisine girmiş durumda. Televizyon ciddi bir değişim ve dönüşüm içerisinde yer alıyor.

Televizyonlar, yakın gelecekte izleyicilere yayın akışına bağlı kalmadan istediği içeriği istediği zaman izleyeceği ortamlar sunacaktır. Canlı yayın dışındaki programların isteğe bağlı video şeklinde IP üzerinden sunulacağı düşünülmektedir. Yani, gelecekte televizyonlar; haber programları, tartışma programları, talk show ve spor müsabakaları gibi canlı yayından ibaret olacaktır.

İnternet temelli yayıncılığı, televizyonculuk için bir tehdit olarak görmemeli aksine televizyonculuğu tamamlayan bir müttefik olarak görmek gerekir. İnternet gazeteciliği başladığı ilk yıllarda mevcut basılı gazetecilik için bir risk olarak algılanmış, artık yazılı basının sonu geldi düşüncelerine yer verilmişse de, bugün internet gazeteciliğinin basılı gazeteciliğin bir tamlayanı ve hatta ek gelir getiren yeni bir mecrası olduğu görülmektedir. Benzer durumun internet temelli yayıncılık için geçerli olacağı düşünülmektedir.
ETİKETLER : 1005