Yazarlar 29 EYLÜL 2014 / 10:00

Kurtuluş Dijital

Bu iş dünyanın en heyecan verici işidir. Hani havada topları çeviren cambazlar vardır ya, CIO işte onların en gelişmiş modelidir.

Halil Aksu

  • Üst yönetimin gönlünü hoş etmek

  • Yeni gelişen teknolojileri takip etmek

  • Kendi personelinin nazıyla oynamak

  • Kurum altyapısını güvence altında tutmak

  • İş birimlerin taleplerini yerine getirmek

  • Bütçeyi aşmadan, en son teknolojileri satın almak

  • Kendini geliştirip, bir lider olmak


Türkiye’deki her BT yöneticisi, artık pek çoğuna CIO diyoruz, üstteki 7 maddenin her birini her gün çeviriyor, nadiren toplardan birisi yere düşüyor, ama onu da diğerlerini düşürmeden, bir şekilde yerden alıp, haftanın yedi günü, yılın 365 günü, topları çevirmeye sıkılmadan, usanmadan çevirmeye devam etmektedir.

İyi haber. Teknoloji giderek gelişmektedir, daha az düşen toplar var, ekipler yetişiyor, kurumlar ve iş birimleri gelişiyor, anlayış ve değer verme artıyor.

Kötü haber. Teknoloji giderek gelişmektedir, daha az düşen toplar var, ekipler yetişiyor, kurumlar ve iş birimleri gelişiyor, anlayış ve değer verme artıyor.

Pek çok ilave iş geliyor

Evet, iki cümle aynı. Okuyucunun dikkatini ölçmek için özellikle bu şekilde yazılmıştır. Teknolojinin gelişmesi hem iyi haber, hem kötü haber. Zira pek çok iş kolaylaşıyor, ama pek çok yeni iş ilave geliyor. Eskiden 3 – 5 sistemle bir kurumun gereksinimleri hallediliyordu, bugünlerde onlarca, bazı sektörlerde yüzlerce sistem, uygulama, web sitesi, bulut servisi, mobil aplikasyonu ve daha niceleri bulunmaktadır.

Ekibin gelişmesi hem iyi bir durum, hem zorlayıcı bir durum. Zira ona göre yenilikçi projeler yapmak, ona göre ücretler kazanmak, ona göre de motive olmak istiyorlar.

İş birimlerin gelişmesi ve teknolojiyi önemsemeleri iyi bir gelişme. Ama aynı anda CIO’nun hayatını zorlaştıran, iş birimlerini ve kurum yönetimini daha talepkar hale getiren bir durumdur.

Yeni değer zinciri devri

Geç bunları, bunlar aşikâr, son 3 – 5 yıldır, gelen geçen herkes bunu bize anlattı. Peki! Ne yapacağız? CIO hiç gün yüzü göremeyecek mi? Görecek. En azından görebilir. Hatta çok önemli bir lider olabilir. Dijital lider...

Dünya dijitalleşmektedir. Bilgi çağı demek, her şeyin dijitalleşmesi, dijitalleşmiş her şeyin bilgi üretmesi, üretilmiş bilginin analiz edilerek, değere dönüştürülmesi demektir. Yeni değer zinciri madde tabanlı değil, bilgi tabanlıdır. Elbette dünya fiziki bir mekandır, beslenme, barınma, ulaşım ve benzeri pek çok temel konunun temeli fizikidir. Ancak bunların tasarımı, işletimi, optimizasyonu, geliştirilmesi, inovasyonu ve yönetimi hep bilgi tabanlıdır. Gelecekte tümüyle otomatize edilecektir, bilgileri satılacaktır, kendi kendine optimize etmeleri programlanacaktır.

Klasik yöntemleri unutun

Adı, unvanı ne olursa olsun, ister BT yöneticisi, ister Sistem Müdürü, ister Teknoloji Şefi, ister CTO, ister CIO, ister CDO – Chief Digital Officer. Önemli olan rotasının olması, kurumu bu vizyona taşıyabilmesi ve bir girişimci gibi düşünüp, hareket etmesi. Zira klasik yöntemlerle CIO’nun başarılı olması ve huzura ermesi, başka bir deyişle teveccüh görmesi mümkün değildir.

Öncelikle bütçe terk edilmelidir. Öngörülebilen kısımları bırakın CFO bütçelesin, harcamalarını kontrol etsin, hatta çok istiyorsa o yönetsin. Zira kurulu olan düzenin kaça işletileceği ve nasıl işletileceği pek katma değerli bir iş değildir. Zaten kurumun bunu çoktan halletmiş olması beklenmektedir.

Öngörülemeyen, deneysel olan, ilk kez yapılacak olan, getirisinin ne kadar olacağının kimse bilmediği, hatta daha önce kimsenin yapmadığı projeler ve teknolojiler vardır. Bunları hep sektör lideri ilk hayata geçiren olursa, takip eden şirket nasıl rekabet edebilsin ki? Eğer rakibi geçmek isteyen kurum varsa, liderin yaptığını taklit ederek geçmesi mümkün değildir. Ancak aykırı hareketlerle, liderin yapamadığı projeleri, süreçleri, yöntemleri cesaret ederek, rekabet gücü kazanabilir. Dijitalleşmede hayal gücü sınırımızdır.

Dijitalleşme, veri üretimi demek

Fiziki olan her şey dijitalleşecektir. Mutlaka istisnalar olacaktır, ama onlar istisna kalacaktır. Bu konuda inovasyon yapmak ve sektörünü silkelemek isteyenler varsa, hâlihazırda dijitalleşmesi en zor ve en imkânsız olan konuyu ele alsın. Üzerine bir kaç vakit çalışarak, mutlaka bir sensör ile, bir veri işleme ile, bir entegrasyon ile, bir otomasyon ile dijitalleşecektir. Dijitalleşince veri üreyecektir. Bu veri analiz edilince, daha önce görülemeyen, anlaşılmayan konular gün ışığına çıkacaktır. İşte dijitalleşme budur.

Bir rulmana sensör yerleştirip, ısıyı ve titreşimi ölçerek, yüzlerce yıldır satılan rulmanların SLA ile dijital bir servise dönüşeceği kimin aklına gelirdi (SKF). Tekerin basıncının, mesafenin, ısının ve başka verilerin ölçümlenmesi ile yakıt sarfiyatın düşürülmesi, sürüş emniyetin artırılması, kazaların önlenmesi ve sürüş konforun artırılması kimin aklına gelirdi (Bridgestone). Sporculara sensör takarak, sahadaki adımlarını sayarak, bu verileri analiz ederek, bir koçun ilk on bire karar vermesi kimin aklına gelirdi (Sentio). Kitap, müzik, video, gazete, dergi gibi konulardan hiç bahsetmiyorum, onlar herkesin bildiği aşikar senaryolar.

Treni kaçırmamak gerek

Bu örnekleri yazmak ve okumak çok keyifli. Ama hayata geçirilmeleri o kadar da basit değil. Çok iyi ekipler gerekiyor. Dijitalleşme uzmanları, elektronikten anlayan, entegrasyondan anlayan, veri bilimden anlayan, tasarımdan anlayan kişiler gerek var. Pek çok BT biriminde bu tür yetkinlikler sınırlı veya yok. Hatta bu tür yetkinliklere gereksinim duyulduğu ile ilgili farkındalık dahi olmayabiliyor. Bu durumda dijitalleşme BT dışında cereyan ediyor, pazarlama, ürün geliştirme, üst yönetim, inovasyon, iş geliştirme ve benzeri birimler. Süreç bu şekilde geliştiğinde, CIO ve BT birimi için genelde tren kaçmış oluyor. Buna izin vermemek lazım.

Bundan dolayı CIO kendine, ekibine bu konularla haşır neşir olacak zaman icat etmesi gerekmektedir. Yetkinlik gelişimi için, yenilikleri takip etmek ve anlamak için, bu yeniliklerle ilgili kurum için faydalı demolar, prototipler hazırlamak için. Hızlı geliştirme (Hackathon gibi yöntemlerle) ve deneysel yaklaşımlar (design thinking gibi yöntemlerle) son derece kritik. Zira çok vakit yok, yeni nesil de sabırsız, üst yönetimler de sabırsız. Aynı gün içinde prototip çıkmalıdır, aynı gün içinde pazarlama kampanyası tasarlanmalıdır, hatta aynı gün bir grup müşteri ile denemeler yapılıp, geri bildirimler alınmalıdır. Ve bu mümkündür.

Kurtuluş dijitalde

CIO ve ekibi geleceği, trendleri, gelişen teknolojileri yakından izlemelidir. Mesele fütürizm yapmak değil. Tam tersi, geleceği öngörerek, bugün için aksiyon alınmalıdır. Bugün atılan bilinçli adımlar, daha güzel yarınlara ulaşmamızı sağlayacaktır.

Son olarak ekip meselesi. Averaj veya sıradan insanlarla çalışan, ancak averaj veya sıradan sonuçlar elde edecektir. Sıra dışı sonuçlar elde etmek için, sıra dışı, aykırı veya en iyilerle çalışmak gerek. Hatta deli kişiler bulmak lazım ki gerçekten sıra dışı öneriler, projeler ortaya çıksın. Örneğin SAP otistik kişiler işe almaktadır ve onları bir probleme baktırıp, yenilikçi fikirler üretmelerini sağlamaktadır. Normal insanlardan farklı sonuçların ortaya çıkacağı aşikardır.

Özetle, yeni şeyler söylemek lazım, cancağızım. Kurtuluş dijitalde. Bilginin gücü hep sizinle olsun...

 

 
ETİKETLER : 990 Halil Aksu