Yazarlar 16 EYLÜL 2013 / 08:04

Oyun konsolu

Bilgisayar oyunu tutkunları, bir kısım oyunların devamı niteliğinde olan yeni sürümlerini merakla bekliyor, yeni oyunda neler olacağı hakkında sızdırılan bilgileri izleyip pazara sunulmasını heyecanla bekliyorlar. Ülkemizde de hatırı sayılır sayıda bilgisayar oyunu tasarlanıp üretiliyor. Gerçi, bunların gözde oyunlar listelerinde üst sıraları işgal ettiklerini henüz görmedik ama bizim sektörümüz de yabana atılır bir durumda değil. Nedir bir oyunu uluslararası pazarda önde gelen noktasına getirecek? senaryo mu? karakterler mi? yoksa pazarlama yöntemleri mi? Düşünmeyi size bırakıyorum. Ama kendi karakterinizi oluşturabileceğiniz bir oyunda bir kullanıcının oluşturduğu sanal karakterin “çalınması” olayının gerçek polise şikayet edilip davacı olunması, işin ne kadar ciddiye alındığının göstergesi. Olay yurtdışında olmuş. Bizdeki tutku da aşağı kalmıyor.
Çoğu bilgisayar oyunu kişisel bilgisayarlarda oynanıyor. Oyunu kurduğunuz bilgisayarınızın yeteneklerinin de belli düzeyde olmasına dikkat etmeniz gerekiyor. Bir kısım oyunlar da yalnızca oyun konsolları üzerinde oynanıyor. Oyun konsollarının bilgisayardan farkı, oyun oynamaya uygun çevre birimleri ile donatılmış olmaları. İki seneyi geçti, bu çevre birimlerine oyun oynayacak kişiyi masa başından kaldıracak ve oyunun içine sokacak beden dili algılayan görüntü yakalama birimleri de eklendi. Bunlar kamera gibi ama fazlası var, hem görüntüyü hem de görüntüdeki her pikselin kameraya uzaklığını ölçüyorlar. Bu yolla, oyun oynayanın tüm hareketleri yakalanabiliyor.
Sorum, Türkiye’den bir oyun konsolunun neden çıkmadığı. Hem konsolu hem oyunları ile bir diğerini destekleyen bir endüstriyi neden oluşturamadığımız. Bulabildiğim tek neden, bu konuda bir vizyon ve politika sâhibi olmayışımız. İlgili bir gönüllü toplum kuruluşu (STK) çıksa, yeni çevre birimleri hayal etse, bu sektörün vizyonunu yazsa, ihracatta, dış ticaret açığını kapatmakta önemini ve kapasitesini ortaya koysa, devlet de bu alana özel teşvik uygulasa.
Hani, “aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış” ya?
ETİKETLER : Sayı:938