Yazarlar 21 ŞUBAT 2010 / 18:00

Portföyümü aldım koluma, çıktım hedeflerin yoluna..

Günümüz iş dünyasında işler gittikçe karmaşıklaşıyor. Üst yönetim müşteri taleplerinin hızına yetişmeye çalışırken, rekabet, küreselleşme ve şirket değerini artırma gibi hedeflere de koşuyor. BT yöneticileri bilim-kurgu filmlerini zorlayan baş döndürücü teknolojiler ile  talepleri karşılamaya çalışırken bütçe ve kaynak kısıtlarıyla da boğuşuyor. Bir yandan da proje yöneticileri aynı anda onlarca projeyi (birçoğu uluslararası) standart, verimli ve tutarlı şekilde yönetmek için çabalıyor.
Tüm bu hareketin nedeni 21. yüzyılın armağanı olan yönetim şekli: Projelerle yönetim. Artık şirketler üst yönetimin stratejik hedeflerine uygun olarak tüm işleri projeler haline getiriyor. Böylece yukarıda bahsettiğimiz karmaşıklığı yönetmek için küçük parçalara ayırmakla kalmıyor, şirket içindeki birçok girişimin birleşmiş ve gerçek zamanlı görünümünü de elde ediyor. Buna da “Proje Porftöyü” diyor.
Proje Portföy Yönetimi (PPY) de bize 21. yüzyılın armağanı. Kişiler ve şirketler değişik yatırımlarını neden bir portföy olarak değerlendirip yönetiyorlarsa, şirketler de aynı nedenle çeşitli projelerini bir portföy olarak yönetiyor. Riski en aza indirmek ve yatırımdan en yüksek getiriyi sağlamak istiyor. PPY de, bir grup projenin bir bütün olarak ele alınarak önceliklendirilmesi, yürütülmesi ve getirilerinin izlenmesi olarak düşünülebilir. Doğru projeleri seçip, planlayan ve iyi kontrol eden şirketler, değişen iş koşullarına da daha hızlı uyum sağlar. PPY’nin faydası bununla da kalmaz:
l Proje seçim süreci standardı oluşturulur.
l  Şirket stratejisini desteklemeyen projeler kolayca elenir.
l Şirket stratejisini destekleyecek proje fikirleri teşvik edilir.
l Kaynak kullanımı verimli hale getirilir.
l Risk ve etki analizi daha sağlıklı yapılır.
Peki bu yazıldığı kadar kolay mı? Bu sorunun cevabı “hayır”; fakat mümkün. Hatta çevremizde verimliklerini ve başarı şanslarını artırmak isteyen birçok şirket, tüm faaliyetlerini ve iş süreçlerini ‘proje’ olarak değerlendirip, bunları PPY yazılımları sayesinde projeler halinde yönetebildiği yapılar kurmaya başladı. Bu tür şirketler ‘Projectised Enterprise’ (proje tabanlı yönetilen şirketler) olarak tanımlanıyor. Bu yeni yönetim kavramı sadece felsefesiyle değil kendine özgü süreci ve yazılımı (aracı) ile beraber geliyor. Bir sonraki yazımızın da konusu “Etkin Proje Portföy Yönetimi: Süreç ve Araç”.
ETİKETLER : Sayı:759