Yazarlar 28 OCAK 2013 / 08:02

SEKTÖREL TEŞVİKLERDE UNUTULAN BİR KONU

ULUSAL

İngilizcesi “transaction cost” olan, Türkçe “işlem maliyeti” denilen bir kavram ülkemizin ekonomi, sanayi veya bilişim politikalarında  yer almaz. Hatta, bu kavrama tamamen yabancı olduğumuzu iddia etmek de pek abartı sayılmaz. Oysa, bu maliyeti indirmenin sektörlerin gelişmesine önemli bir katkısı olduğunu hem kuramsal olarak hem de uygulamalarda göstermek mümkündür.
Şirketlerin muhasebesinde, kurumların ve ülkenin bütçesinde bir kalem olarak görülmeyen işlem maliyetini basit bir örnekle açıklayayım. Siz, iyi tanıdığınız ve çok güvendiğiniz birisinden bir ev kiralayacak olursanız ne yaparsınız? Kirada ve artış oranında anlaşır, en fazlasından bir sözleşmeyi karşılıklı imzalarsınız. O kadar. Fakat, eğer kişiyi tanımıyorsanız, güvenilirliğine dair bir bilginiz yoksa veya olumsuz yönde bir bilginiz varsa ne yaparsınız? Karşılıklı avukat tutarsınız, noterden tasdikli bir sözleşme yaparsınız, teminat ödemesi alırsınız… İşte tüm bu harcamalar işlem maliyetidir.
Francis Fukuyama çok tartışma yaratan “Tarihin Sonu” kitabında sosyalizmin öldüğünü, kapitalizmin son zaferi de kazandığını iddia etti. Daha sonra yazdığı ikinci kitabın adı ise “Güven”dir. Sağlıklı bir ekonomi sisteminin işlemesi için, sektörlerin piyasa ekonomisi içerisinde engelsiz büyüyebilmesi için “işlem maliyetini” sıfıra yaklaştıran bir “Güven” sisteminin temel nitelikteki önemi üzerine yazmıştır kitabı.
Ülkemizde adalet sisteminden eğitime, maliyeye kadar her alanda aşırı yüksek işlem maliyetleri vardır. Bunları zaman zaman “bürokrasi” diye genelleyip geçer ve itirazsız kabulleniriz. Oysa, sürekli işlem maliyeti ödeme lüksümüz yoktur. Rekabet ettiğimiz ülkelerde bu maliyet düşükse - ki batı demokrasilerinde olsun Japonya ve G. Kore’de olsun düşüktür - rekabet gücümüz zayıf olur. İşlem maliyetlerini azaltacak güven ortamı hükümetin sorumluluğundadır ve toplum olarak bu maliyeti kabullenmekten vazgeçmeliyiz, hükümetten düşürmesini talep etmeliyiz.
TÜBİSAD’ın etkileyici bir çalışma sonucu hazırladığı kapsamlı “Atılım İçin Bilişim” raporunu okurken gözüm özellikle iki kavramı aradı: güven ortamı ve inovasyon (yenilikçilik). İkincisi sınırlı olarak ele alınmış olsa da birincisinden söz edilmiyordu. Oysa, Başta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan olmak üzere, tüm hükümete gönderilecek mesajlar ve yapılacak talepler vardır. İşlem maliyetini ülkemizde hayatın bir gerçeği olarak kabul etmekten vazgeçmeliyiz. Veya, bu maliyeti kısmen olsun mali ve parasal teşviklerle giderilmesi talepleriyle yetinmekten vazgeçmeliyiz.
Konuyu somuta indirgeyelim. Uzun süren ve masraflı yargı süreçlerinden söz bile etmeyeceğim. Üniversite-sanayi işbirliklerinin artırılması her raporda olduğu gibi “Atılım İçin Bilişim” raporunda da yer alıyor. Bunu gerçekleştirebilmek için, bazı gereksiz korkulardan arınıp, üniversitelerimiz hakkında Red Hack’in ortaya serdiği sorunlu durumun düzeltilmesini hükümetten talep etmek gerekmez mi? Güven için şart olan şeffaflığın tüm kurumlara ve süreçlere yerleşmesini talep etmek gerekmez mi? Katılımcı demokrasiyi özümsemiş toplumların yaşadığı ülkelerin STK’larından yükselen “İnovasyonların devamı için internetin özgürlüğüne dokunulmamalı” feryatlarına katılmamız gerekmez mi?...
Devletin bilişim harcamalarını artırması önemli. Fakat, kalıcı bir sektörel büyüme için, harcamaların bilinçli bir strateji içerisinde yapılmasına katkı sağlamak gerekir. Örneğin, FATİH girişimini (proje diyemiyorum, çünkü ortada bir proje yok sadece söylem ve harcama var), eğitimde başarılı olunmuş veya olunmamış, sadece elektronik cihaz satma fırsatı gibi görmek, sadece ulusal bağlamda değil, orta vadede bilişim sektörü açısından da yanlış değil mi? Eğer sadece para harcamayla başarılı olunsaydı, bu hükümet döneminde TÜBİTAK bütçesi katlanarak artırıldı. Sonuç? AB üye ve aday ülkelerin inovasyon sıralamasında sondan ikinciydik, sonra arkamızdaki Bulgaristan da bizi geçti ve sonuncuyuz.
Kimileri bu önerilerimi siyaset yapmak gibi görebilir. Hiç ilgisi yok. Tam tersine, piyasaları, süreçleri, interneti, bilimi, teknolojiyi siyasetin güdümünde olmaktan arındırmaya yöneliktir bu öneriler. Bilişim sektörümüzün büyümesi için ilgili STK’lar, her konuda süreçlerin şeffaflığını ve güven ortamını sürekli ve ısrarlı talep ederek ancak sektörün hızlı ve sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlayabilir. Daha fazla harcama yapılması ve daha fazla parasal veya mali teşvikler verilmesi yetmez. İşlem maliyetinin her sektör gibi bilişim sektörü önünde de ciddi bir engel olarak görmemiz, anlamamız ama kabullenmememiz ve her fırsatta dillendirmemiz gerekir.

KÜRESEL

ALAN TURING VE AARON SWARTZ

İkisi de teknoloji dünyasında dahi gözüyle bakılan kişilerdi. İkisi de devletin yaşattığı trajik durumlar nedeniyle intihar etti. İkisinin de intihar etmesinin arkasında kişisel nedenler yanında devirlerinin yanlış değer yargılarının oluşturduğu baskılar vardı. Turing’i intihara zorlayan anlayış ve yasalar bugün gülünç, acı ve utanç verici olarak görülüyor. Swartz’ı intihara zorlayanlar ise yarın gülünç, acı ve utanç verici olarak görülecek.
Alan Turing (1912-1954) hakkında BThaber’de Haziran 2011’de yazmıştım. Bir matematik dehası olan, modern bilgisayarın ve yapay zekanın temel kuramlarını ortaya koymuş olan Alan Turing, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların haberleşme şifrelerini kırarak yüzbinlerce insanın da hayatını kurtarmış bir kahramandır. Fakat, kendi hayatını kurtaramamıştır. Homoseksüel olduğunu açıkladıktan sonra, İngiltere’de mahkeme onu “doğal olmayan” cinsel tercihi nedeniyle suçlu bulmuş ve bir yıl boyunca östrojen iğnesi olmaya mahkum etmiştir. Sonunda dayanamayıp daha 42 yaşındayken intihar etmiştir. Yaşasaydı, geçen senenin Haziran ayında 100 yaşında olacaktı. Geçen sene, toplumsal baskılar sonucu, İngiltere parlamentosu Turing’in intiharına neden olduğu için özür diledi.
Aaron Swartz (1986-2013) hakkında BThaber’de Özgür Uçkan yazmış (http://www.bthaber.com/aaron-swartz-1986-2013/). Daha 14 yaşında Chicago Kamu Radyosu’nda kendisiyle yapılan söyleşiyi (http://chicagoist.com/2013/01/14/listen_aaron_swartz_on_chicago_publ.php) dinlemenizi öneririm. Şimdi bile, o çocuk sesli dehayı dinledikçe insanın tüyleri ürperiyor! Daha 13-14 yaşında semantik web ve XML üzerinde çalışıyordu. Hepimizin kullandığı RSS’i yaratanlardan biriydi. Reddit’in kurucularındandı. Fakat, bir Zuckerberg değildi. Ticari kazanç peşinde değil, bilgi üretmenin ve kamuya ait bilgiyi serbest kılarak bilginin herkesin kullanımına açık olmasının peşindeydi. İşte bu nedenle dünyanın bir numaralı teknoloji okulu ve merkezi olan MIT’in sistemine girerek, akademik makaleleri yüksek fiyatlarla satan JSTOR arşivinden 4.8 milyon makaleyi indirdi. Yakalandı. Massachusetts eyalet savcısı “hacker” suçlaması ile, hapis ve tazminat talepleriyle insafsızca üstüne gitti. Amaç, diğer “hacker”lara caydırıcı olacak bir ceza ile bu genç dahiye haddini bildirmekti.  Zaten depresyon yaşamakta olan Swartz, savcının insafsız tehditleri altında iyice bunalarak daha 26 yaşında, 11 Ocak günü intihar etti.
Swartz’ın bu dünyadan ayrılmak zorunda bırakılması, teknoloji dünyası için telafisi olamayacak bir kayıp, insanlık için de savunulamayacak bir suçtur. ABD’de yer yerinden oynadı 11 Ocak’tan sonra. Yasaları gözden geçirmekten, eyalet savcısını istifaya zorlamaya kadar uzanan baskılar oluşmuş durumda. Kısacık hayatına çok şey sığdırmış olan Swartz, öyle görülüyor ki ölümüyle de internet çağına uymayan yasa ve anlayışların değişmesine neden olacak.
Eşcinsellerin evlenmesine bile izin verilmeye başlanan dünyamızda, Turing’i mahkum eden ve intiharına neden olan yasa ve uygulamalar ne kadar gülünç ve utanç verici görünüyorsa, yıllar sonra da Swartz’ın intiharına neden olan yasa ve uygulamaların o kadar gülünç ve utanç verici görüleceğine inanıyorum. Korsan hareketi ve - kişisel çıkar amacına yönelik olmayan -  hacker faaliyetleri, şu andaki kanunları ihlal etse de, çağdışı kalmış anlayışların aralarından zorla ortaya çıkmaya çalışan yeni kültürlerin filizleridir. Hepimizin buna alışmaya kendimizi zorlayarak çağdışı anlayış, yasa ve uygulamaları gözden geçirmemiz gerekiyor.
ETİKETLER : Sayı:906