Yazarlar 09 HAZİRAN 2014 / 08:16

Suyun akışı

Son yıllarda birçok irili ufaklı şirket göz kamaştırıcı başarılar elde ettiklerinde ya da tam tersine hiç beklemedikleri şekilde hayal kırıklığına uğradıklarında bu durumun tamamen kendi strateji başarıları ya da hatalarından kaynaklandığını düşünürler. Bir taraftan şirketlerin kendi analizlerini sağlıklı yapmaları için bu bakış açısının doğru olduğunu düşünsek bile burada asıl önemli olan ve gözden kaçan, şirketlerin ve insanların kontrol edemedikleri ama ettiklerini düşündükleri tüm dış etkenlerin toplamıdır. Bu da yazının başlığı olan “Suyun Akış” yönüdür.
Bu kontrol edilemeyen dış etkenlere yüzlerce madde yazabiliriz. Zamanlama, politik ve ekonomik ortam, şans, doğru yer vs. bu listeyi çok daha uzun hale getirmek mümkün. Şu anda çok parıltılı başarılar kazanmış bir şirket ya da ürününü düşünelim bir an için. Bu ürünün o zaman dilimi içinde değil de biraz daha erken ya da geç ortaya çıktığını düşünelim, aynı başarıyı yakalamak mümkün olur muydu ? Ya da tüm rakiplerin bu konuda kış uykusunda olmaları o ürün grubunun yakaladığı başarıda ne kadar önemli bir rol oynamıştır?
Konunun özü aslında şu; aynı ekip, aynı strateji, aynı motivasyon ve aynı inovasyon güçüne sahip de olsanız elde ettiğiniz her başarıda bilmelisiniz ki “suyun akışı”nın hayati bir rolü vardır. Çünkü tüm bu aynı olan şartları başka bir zaman dilimi, politik ortam, ya da bu kontrol edemediğiniz değişkenlerin birkaç tanesinin farklı olduğu bir ortamda, geçmişte yakaladığınız bu başarının yakınından bile geçemeyebilirsiniz. Bu yüzden şirketlerin ya da kişilerin kazanılan istisnai parıltılı başarılarda sadece kendilerinin her şeyi doğru yaptıkları için bu başarının geldiğini düşünmeleri ve “suyun akış”nı göz ardı etmeleri bir sonraki hamledeki başarısızlığın başlangıcıdır. Çünkü bu tip durumlarda şirketler aşırı özgüven ile yaptıkları her yeni girişimin ya da ortaya çıkardıkları her yeni ürünün aynı yıkıcı etkiyi yapacağını düşünüp her seferinde aksi bir duruma karşı olması gereken önlemleri almayacakladır.
Genel olarak hem şirketlerde hem de insanlarda şikayet edilen atalet duygusunun altında mutlaka geçmişte kazanılmış bu parıltılı zaferlerin getirdiği aşırı özgüven vardır. Olması gereken, ortaya çıkan tüm başarılarda aynı zamanda tüm büyük hezimetlerde sakin kalmayı becerip sonraki hamleniz için hazırlanmaktır. Bu sakin ve merkezde kalma durumu tüm şirketler için hayati önemdedir. Çok büyük başarı yakalamış bir şirket her anlamda bunun şarhoşluğunu yaşıyorsa sonu yakın demektir, aynı şekilde hiç beklemediği bir başarısızlıkla karşılaşan bir şirket de eğer bu durumdan hızla çıkıp sakin kalamazsa sonu yakın demektir.
İş hayatındaki tüm analizler ortaya çıkan sonuç üzerinden yapılır. Yapılan şeyler aynı olsa da ortada başarı varsa bunlarla ilgili bambaşka analizler, bir başarısızlık varsa bambaşka analizler okursunuz. Halbuki sizin yaptıklarınız aynıdır.
Her sektörde her şirket için geçerli olan kural, ortaya çıkan sonuçlarda sizlerin kontrol edebildiği ve ortaya koyduğu etkenlerden çok daha fazla sizin dışınızda kontrol edilemeyen etkenlerin de olduğudur.
Tıpkı eski bir Afrika atasözünde olduğu gibi;
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
Çünkü kimin kimi yiyeceğine, “Suyun akışı” karar verir…
ETİKETLER : Sayı:975
YORUMLAR
Kerim Kılıççı 13 HAZİRAN 2014 / 10:49 0 0
Sektörün geçmişinin , geleceğine yönelik değişimine karşılık güzel bir analiz. Fakat yapılan analiz geçmişe dair.. Unutulmamalı ki gelecek yazılacak..Geleceği yakın geçmişin sahipleri değil, asıl geçmişin sahipleri yazacak , suyun akışından ziyade bundan sonra suya yön verenler tarafından..