Yazarlar 31 AĞUSTOS 2015 / 00:36

TEKNO-POLİTİK


ULUSAL


“MÜZİK SUSMASIN!”

Haklı Fazıl Say. İçinde bulunduğumuz ortamda sanat kenara çekilmemeli. Bilim ve teknoloji de… Amaç, ülke gündemindeki olağanüstü ve endişe verici olumsuzlukları ört bas etmek veya umursamamak değil. Amaç, ülke çapında yaşadığımız olumsuzlukların yaşamımızı ve gündemi tamamen esi almasına karşı çıkmak, diğer – ama gündeme gelemeyen – olumsuzluklara da odaklanabilmek.

OECD, Digital Economic Outlook 2015 (Dijital Ekonomi Görünümü 2015) raporunu yayımladı ve Edip Emil Öymen, BThaber’de Türkiye’nin durumunu yorum yapmadan özetledi (http://www.bthaber.com/oecd-dijital-ekonomi-2015). Dijital teknolojilerde ve ekonomide, dünyadaki göreceli durumumuzun iyi olmadığını biliyoruz zaten. Buna rağmen, koltuklarımızın kabarması için ana akım medyada göz boyama haberleri eksik olmuyor (bu konuda 17 Ağustos’da BThaber’de çıkan Ruşen Göbel’in nefis yazısı okunmalı: http://www.bthaber.com/turkiyenin-interneti-ve-kacan-firsatlar).

Öymen’in özetinde yer almayan ve ülkemizin bilgi teknolojileri alanında geleceğini karartan önemli bir durum, ekteki “Bilgi Teknolojileri Alanında Patent Üretimi İçin İşbirliği Ağları” başlıklı şekilde görülüyor. Türkiye, diğer ülkelerden tamamen kopuk!

İnternet kullanımına ilişkin diğer bir göz açıcı istatistik de, yine OECD kaynaklı aşağıdaki tabloda görünüyor. İstatistiklere göre, internet kullananlar sayısı için verilen ortalama rakamların pek anlam taşımadığını bu tabloda görüyoruz. Az veya hiç eğitimi olmayanlar içinde internet kullananlar %20 bile değilken, iyi eğitimlilerde bu rakam %70’e varıyor. Ayrıca çarpıcı olan, aradaki fark bakımından OECD ülkelerinde önde gelmemiz.

Ülkemizdeki vahim ortam için siyasiler eleştirilebilir. Yukarıdaki vahim durum için ise eleştirilmesi gerekenler sadece siyasiler değil.

BİREYSEL


KENDİNİ AŞABİLEN BİREY DÖNEMİ




Yapay zeka alanında ve dijital teknolojilerde önemli gelişmeler sonucu ortaya çıkan otomasyon ve robotlar dünyasında bireyin yeri ciddi bir tartışma konusu. İstihdamdan beynin plastitisesine (sinaps ve nöronların değişimine) kadar, bireyi ilgilendiren farklı boyutlarda bu tartışmalar devam ediyor. Yeni bulgu, iddia ve yayınlara bu köşede sık sık yer veriyorum.

Otomasyonun istihdama etkisi, Sanayi Devrimi’nden bu yana klasik bir tartışma konusu. Journal of Economic Perspectives’de çıkan üç yeni bilimsel makaleyi, The Economist dergisi, 15 Ağustos sayısında özetlemiş (http://bit.ly/1Nuay4S). MIT ekonomi profesörü David Autor, işlerini makinelere kaybedenlere yeni iş olanakları açıldığını ve endişeye yer olmadığını iddia ediyor. Örneğin, bankamatiklere ve internet bankacılığına rağmen, banka çalışanlarının sayısının artıyor. Robot konusunda uzman Gill Pratt ise, teknolojideki evrim değil devrim nitelikteki gelişmeler nedeniyle pesimist. Özellikle, robotların “derin öğrenme” ve “bulut teknolojileri” nedeniyle, sadece insanın yapabileceği işleri de yapabilir olmaya, insanı gereksiz kılacak noktaya yaklaştığını iddia ediyor. Örneğin, Google sürücüsüz otomobil. Üç ekonomi tarihçisi imzalı üçüncü makale ise, Keynes’in 1930’da yayımlanan bir makalesine atıf yapıyor. Keynes, torunlarının çalışmak zorunda olmadığı, işlerin makinelere bırakıldığı tozpembe bir gelecek öngörmüş ve bunun gelişme olduğunu ileri sürmüştü. Yazarlar, tarihsel gelişmelere bakarak, ilerisi hakkında iddialı bir öngörünün mümkün olmadığını ileri sürüyorlar.

İlk iki makaledeki iyimser ve kötümser iddialar, bunları destekleyen örnekler yeni değil ve bunları fazla ilginç bulamıyorum. Bu tartışmada, en önemli varsayım, bireyin şimdiki bilişsel kapasitesinin niteliksel ve niceliksel olarak sabit kalması veya radikal bir şekilde değişmemesi. Ayrıca, otomasyon teknolojilerinin ve robotların sahipleri ve amaçları konusunda şimdiki durumun da radikal bir şekilde değişmeyeceği adeta aksiyomatik bir varsayım.

Bireyin, yeni teknolojilerle sinerjik olarak, kendini aşabildiği bir geleceğin daha gerçekçi, yaratıcı ve devrimci olduğunu düşünüyorum. Kimi gelecek bilimciler de (fütüristler) benzer görüşte. Örneğin, başlangıç için, Gerd Leonhard’ın YouTube’daki şu 3 dakikalık videosunu öneririm: http://gerd.fm/1JsflTE 

Bu konular bizim için bir lüks, bir fantezi mi? Birçok nedenle hayır. Sadece ikisini belirteyim. Birincisi, yetişkinlerin kendilerinden dramatik farklı olan yeni neslin birey olabilmesine ve bilinmeyen ufuklara kanat açabilmesine engel olmaması gerektiğini kabullenmesi için. İkincisi, inovasyonda, Ar-Ge’de tamamen yetersiz kalan iş dünyamızın, ucuz işgücüyle rekabet ısrarıyla otomasyona, robotlara sarılması gibi sığ bir görüşten çıkması için. İşte, bu iki nedenle teknolojideki devrim niteliğindeki değişiklikler ile birey arasındaki etkileşim konusuna ilgi ve geniş bir bakış gereklidir diye düşünüyorum.

KÜRESEL

TV HEGEMONYASINDAN KURTULMAK

Amerika’da, geçen senenin ortasından itibaren, Netflix gibi hizmetlere de erişim sağlayan genişbant kablo abone sayısı, kablo TV abone sayısını hızla geride bırakmaya başladı. Darısı, ülkemizin başına… TV kanalları için bu kötü haber, toplumun özgür tercihlere kavuşması için çok iyi bir gelişme.

ocoskunoglu@gmail.com


https://twitter.com/osmancoskunoglu


www.facebook.com/osman.coskunoglu


www.coskunoglu.org



ETİKETLER : 1036