Yazarlar 04 EKİM 2015 / 22:45

TEKNO-POLİTİK

ULUSAL


ENDÜSTRİ 4.0: TÜSİAD VİZYONU MU, “TOP 10” DE YENİ KAVRAM MI?

İlk olarak Almanya’da 2011’de ortaya atılan Endüstri 4.0 kavramını tanıtan bazı yazılar ülkemizde de çıktı. (Örneğin, http://bit.ly/1KCdJFk).  Kısaca, ilk 3 endüstriyel devrim makineleşme, elektrik ve bilgi teknolojilerinin bir sonucuydu. Şimdi akıllı cihazların ortaya çıkmasıyla, 4. endüstriyel devrimden söz edilir oldu.

TÜSİAD’ın “Sanayide Dönüşüm: Endüstri 4.0” konusunu 2015-2016 programına alması, vizyonu olarak ilan etmesi (http://bit.ly/1KrlP0a) ve Eylül ortasındaki Yüksek İstişare Konseyi gündemine koyması sonucu (http://bit.ly/1OnkVYu; ironik olarak turkinternet.com sitesindeki bu haberin hemen altında, “Türkiye’deki KOBİ’lerin Yarısı Online Değil” başlıklı bir haber vardı), Endüstri 4.0 kavramı ana akım medyada ilk kez yer aldı.

Müzikte Top 10 listesi gibi, ülkemizde de söyleyeni iyi gösteren, okuyan yurttaşı da mutlu hissettiren popülist sloganlar atılır. Bilişim (veya Silikon) vadisi kurmak, bilişim üssü yaratmak, internetin merkezi olmak, FATİH (eğitimde teknoloji) ve daha niceleri ile sık sık çağ atlarız veya treni yakalarız. Nitekim, daha Endüstri 3.0’a yaklaşamamış olan TÜSİAD’ın, Endüstri 4.0 ile “bu kez treni kaçırmama” niyeti olduğu ana akım medyada belirtildi (http://bit.ly/1Koo6v8).

Geçmişin tutarlı çizgisine bakarsak, iki ihtimal var: (1) Söyleyeni güzel gösteren, okuyanı mutlu eden birkaç “niyet” veya “guru” daveti dışında, Endüstri 4.0’dan bir süre söz edilmez ve unutulur; sonra, Top 10 listesine onun yerine taşınacak yeni bir kavram, slogan veya iddia bulunur. (2) Ülkemizde kalifiye eleman olmadığı, KOBİ’lerin yetersiz olduğu ve devlet desteği olmadığı için Endüstri 4.0 vizyonunun yürümediği açıklanır.

Ama, iyimser olalım ve üçüncü bir ihtimalin bu kez gerçekleşeceğini umalım. Yani, TÜSİAD, önce sağlam ve kapsamlı bir plan ve eylem listesi ile çıkıp, bunu kamuoyunun bilgisine sunacak. Daha sonra, sürekli olarak listedeki eylemlerin durumunu izleyip, medyatik gücünden yararlanarak konuyu ve gelişmeleri ülke gündeminde tutacak.

İyimser senaryonun gerçekleşebilmesi için teknik ayrıntılara burada girmem mümkün değil; fakat, TÜSİAD’a yapılabilecek en basit dört önerimi sıralayayım: (1) kalifiye eleman sorunu bahanesini önlemek için, bundan sonra firmalarda staj yapan mühendislik öğrencilerini angarya gibi görmek yerine, onlara yakın ilgi göstermeli ve yetişmelerine katkı yapmalı (http://bit.ly/1KqHnNM); (2) bilgi birikimi eksiğinden yakınmamak için, üniversitelere uzaktan nasihat yerine, iç içe ve ortak çalışma anlayışını benimsemeli; (3) reklamı bilgi gibi sunanlara ve “guru” önerilerine ihtiyatlı yaklaşmalı; (4) değer zincirindeki KOBİ’lerin sürükleyici lokomotifinin büyük firmalar olduğu gerçeğini özümseyebilmeli. Tüm bu önerilerin iki özelliği var: Amerika’da başarı örneklerini bizzat yaşadığım deneyimlerin sonucudur ve devlet desteği gerektirmez.

BİREYSEL 


OECD: OKULLARDA DAHA FAZLA TEKNOLOJİ BAŞARIYI AZALTIYOR




OECD’nin, Türkiye dahil, 70 ülkede yaptığı ve 15 Eylül’de yayımladığı raporun  (http://bit.ly/1KNT0QW) sonucu işte bu. BBC, raporun Türkçe özetini vermiş (http://bbc.in/1KgCZiZ). Burada dört önemli konuyu dikkate getireceğim.

Birincisi, OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher’in şu çarpıcı sözü: “okullara teknoloji için yapılan milyarlarca dolarlık yatırım sahte umutlar yaratıyor.” Yani, bu umudu yaratanlara sahtekar diyor. Ülkemizde ortaya atılan FATİH girişiminde (ortada hala bir proje yok) bu suçlamayı kimler üstüne almalı? FATİH için birşeyler yaparak para kazanan teknoloji firmalarımız ve MEB yetkilileri ne düşünüyor etik anlamı olan bu konuda? Örneğin, daha 25 Ağustos’da FATİH bağlamında yaptıkları işbirlikleri üzerine açıklama yapmış olan (http://bit.ly/1Lhs4b3) Oracle ve Yeğitek (ve diğer ilgililer) etik bir sorumluluk duyuyorlar mı?

İkincisi, Schleicher bir sonuç karşısında şaşırdığını söylemiş: “öğrenciler arasındaki sosyo-ekonomik ayrımın teknoloji yoluyla azalmaması hatta belki de daha belirgin hale gelmesi.” Yani, OECD araştırması sonuçlarına göre, FATİH’in önde gelen iddiası olan dijital uçurumu kapatacağı da kuşkulu. Aslında Schleicher’ı şaşırtan bu sonucu, bir öğretmen ile beraber yaptığımız araştırmada saptamış ve açıklamıştık: İkinci-düzey Sayısal Uçurum. Her öğrenciye teknoloji dağıtılsa, erişim sağlansa bile, sosyo-ekonomik ayrımın bir bileşeni olan kültürel sermaye farkı nedeniyle, aralarındaki sayısal uçurum kapatılamayabilir. Portekiz ve Amerika’da iki konferansta sunduğumuz araştırmamızın bir özetini Ekim 2014 BThaber yazımda da vermiştim (http://bit.ly/1KqHnNM; BİREYSEL altına bakınız).

Üçüncüsü, OECD raporu ile ilgili BBC’nin Türkçe haberi, İngilizce olarak verdiği haberin (http://bbc.in/1KbklXJ) bir tercümesi. Fakat, iki çok önemli fark var. İngilizce haberde, bakanlığın ve diğer ilgililerin yorumu da var, Türkçe haberde ise sadece OECD raporunun özeti. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve başbakan Davutoğlu ne der bu konuda? İkinci fark, okur ilgisinde. 15 Eylül’de çıkan İngilizce haberin altında, bu yazının yazıldığı an itibariyle (16 Eylül akşamı) 409 okur yorum yapmış. Türkçe haber altında ise sıfır yorum. (Bakalım bu yazıya yorum yapılacak mı.) Ülkemizde böylesine önemli konular, ilgililer tarafından, çocukları okulda olan ana-babalar ve vergi veren toplum tarafından umursanmadıkça, olumsuzlukların düzelmesini bekleyemeyiz.

KÜRESEL

LARRY LESSİG ABD BAŞKAN ADAY ADAYI

2016 ABD başkanlık seçimleri için, Demokrat Parti’den ilginç bir aday adayı çıktı: Harvard Hukuk Profesörü Larry Lessig. Daha önce, Stanford Üniversitesi’nde hukuk profesörü ve üniversitenin İnternet ve Toplum Merkezi’nin kurucusuydu. Kendisini tanıtmadan önce, kişiliği kadar ilginç olan adaylık çıkışını anlatayım. Başkan adaylığını bir referandum olarak sunuyor. Amerika’da başkan veya temsilciler meclisine veya senatoya seçilmek için, hatta bazı yasaları geçirmek için, büyük para sahiplerinin yurttaşlardan çok daha güçlü ve etkin olduğu bir gerçek. Dolayısıyla, temsil gücünde eşitlik yok, dolayısıyla şikeli bir demokrasi var. Lessig başkan seçilirse, yurttaşların, parasal durumu ne olursa olsun, ülke yönetiminde eşit temsil edilmelerini sağlayacak reformları çıkardıktan sonra, yerini başkan yardımcısına bırakarak istifa edecek. Bu misyonla ortaya çıkmıştı ve seçim kampanyası için eğer 1 Eylül’e kadar 1 milyon dolar toplanabilirse, o zaman resmen aday adayı olacağını açıklamıştı. Küçük katkıların birikimiyle bu para toplandı ve resmen aday adaylığını açıkladı.

İnternet, toplum ve demokrasinin kesiştiği alandaki çok önemli kitapları maalesef Türkçe’ye çevrilmemiştir. Daha 1999’da yayımlanan, kısaca “Kod” (“Code – and Other Laws of Cyberspace”) isimli kitabı müthiş bir öngörü içeriyordu: İnternetin doğası gereği kontrol edilemeyecek olduğunu sanmak yanlıştır, güç odakları kodu – yani, yazılımı – ve donanımı, dolayısıyla interneti kontrol altına alabilir. Yazarın web sitesinde yapılan katkılarla, 2006’da “Kod 2.0” yayımlandı. Bu, katılımcı anlayışla hazırlanan ilk wiki-kitaptı. Hukuk kadar internet çevrelerinde de çok saygın ve etkin olan Lessig’in tüm çalışmalarının merkezinde, bireysel katılımcılık ve bunun önündeki engelleri kaldırmak vardır.

Kazanması pek mümkün değil. Fakat, hemen her konuda, ama en önemlisi ülke yönetiminde, bireylerin eşit ağırlıklı katılım olanaklarının sağlanması için önemli bir girişim ve mutlaka iz bırakacaktır.

Umarım kitapları, özellikle “Code 2.0” (Kod 2.0) ve “The Future of Ideas: The Fate of the Commons in a Connected World” (Düşüncenin Geleceği: Birbirine Bağlanmışlar Dünyasında Halk Tabakasının Kaderi) Türkçe’ye çevrilir. Toplumumuzun bu düşünce yapısını öğrenmeye çok ihtiyacı var.

ocoskunoglu@gmail.com

https://twitter.com/osmancoskunoglu

www.facebook.com/osman.coskunoglu

www.coskunoglu.org
ETİKETLER : 1040