Yazarlar 12 AĞUSTOS 2012 / 14:47

Teleferikle havalarda...

Meğerse bizde de fütürist yazar varmış! Hem de taa 1913’te... Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumî’nin “Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet” adlı eseri, Türk dilindeki -her halde- ilk bilim kurgu eser. Boğaziçi Üniversitesi yeni yayınladı.
••
“Arabalarımız Salacak iskelesine doğru iniyordu. Başımı kaldırdım. Müsadif-i nazarım olan dehşetli bir köprü tüylerimi ürpertti, çünkü ömrümde bu kadar azametli, bu derece dehşetli bir şey görmemiştim. Bu köprü üç kat olarak inşa edilmiş. En üst katında insanlar karıncalar gibi kaynaşıyorlardı. Şimendifer, araba, otomobil gibi vesait-i nakliye köprünün birinci ve ikinci katından gelip gidiyorlardı. Bu köprü Harem iskelesinden Kumkapı’ya uzatılarak Asya’yı Avrupa’ya raptetmişti. Vapurlar geçeceği vakit köprünün yalnız birinci ve ikinci katları açılıyordu. En yüksek direkleri en cesim vapurları bu açılan mahalden serbest serbest girip çıkıyorlardı. İnsanların çıktığı üçüncü kat ise açılmıyordu.”
••
“Üsküdar mezarlıklarının hizasından geçtiğimiz zaman Adalar olanca azametiyle arz-ı vücut ediyordu. Dikkat ettim: Adalar’a şimendifer gidiyordu. Denizde dubalar var, tren karadan dubaların üzerine yürüdükten sonra şimendifer makineleri dubaların yanlarındaki çarkları tahrik ederek tren kemal-i süratle Adalar’a gidiyor, aynı süratle yine avdet ediyordu. Adalar’a baktım, fabrika bacaları etraflarını kara bulut gibi sarmıştı.”
••
1913 rekolte fütüristik hayaller bugün de var. İstanbul’da trafiği “çözmek” için teleferik hatları, derelerde taşıma gibi “çılgın” fikirlerin yanı sıra daha “makulleri” de var: Denizyolunu daha akıllıca kullanmak gibi... Kupürdeki uzmana göre “raylı sistemle şehrin trafik sorununun çözülmesi mümkün olmaz”mış. Uzmanımız, ayrıca, metrodan da söz etmiyor. Metro, trafiğe çözüm getirecek “uygun” bir yöntem değil galiba?
ETİKETLER : Sayı:884