Yazarlar 11 EYLÜL 2011 / 15:13

TÜBİTAK

ali_akurgalBayram öncesi, TÜBİTAK’ın yapısına bir güncelleme getirildi. Ayrıntıları bu yazı hazırlanırken tam olarak açığa çıkmamış olsa da, anlaşılıyor ki, teknoloji yaratmadaki iş bölümü, yeni kurulan Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı ile TÜBİTAK arasında, yeniden oluşturuluyor.
Tasarımcı olarak çalıştığım 20 yılın 17sini (1972-1989) geçirdiğim kurum TÜBİTAK. MAM öncesi, Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü’nün Elektronik Bölümü’nde bilimin sanayi uygulamasını yapardık. O günlerde bu yönde başkaca çalışan kuruluş pek olmadığından bize rağbet yüksekti. Sanayinin kendi tasarımını yapamadığı dönemde, teknoloji üretip, tasarım yapıp uygulamaya koyarak önemli bir açığı kapatıyorduk. Telekomünikasyonda sayısallaşma yarışında, Türkiye’nin 1990’larda Fransa’nın ardından Avrupa’da ikinci gelmesini, mevcut analog sistemi sayısallaştırmak için teknolojisini oluşturup tasarladığımız ve Teletaş’ın ürettiği PCM-30’lara borçluyuz.
Zamanla sanayi kendi tasarımını yapabilir konuma geldi. Bir bakış açısına göre TÜBİTAK’ın artık sanayi uygulamalarına eğilmesine gerek kalmadı. Bu savı ileri sürenler, sanayinin çoğu zaman bir teknoloji geliştirmek için sipariş alana kadar beklediğini ve o zaman da elde öyle bir teknoloji olmadığından, lisansla casino in italiano teknoloji transferi yapmak durumunda kaldığını görmezlikten geliyorlar. Araştırma, bir temel yetkinliğin ortaya çıkartılması, akademik dünyanın bir eylemi. Geliştirme, bir teknolojiyi bir ürüne uygulama, bir sinai eylemdir ve bunun sanayide yapılması gerekir. Ancak, bir üniversitemizde ortaya konulan bir temel yetkinliğin, bir üründe kullanılmak üzere bir teknolojiye dönüştürülmesini yapan, hemen hemen yoktur. Bunu yapabilmek için unvan olarak kimselerin kartvizitine yazmadığı “dönüştürücü” (transformer) insanlara ihtiyaç vardır.
TÜBİTAK’ın yeni başkanının, eski üniversitesindeki mütevelli heyet başkanının sözleri1 ile “bilmek ile yapabilmek” arasındaki eksik halka budur.
Kanımca dönüştürücü görevini üstlenmek, sanayi bunu benimseyene kadar, TÜBİTAK’a düşmektedir.

1 Rıfat Hisarcıklıoğlu, http://tinyurl.com/42vvc2y

ETİKETLER : Sayı:837