Yazarlar 23 EYLÜL 2013 / 08:09

Ülkemiz açısından teknolojiye bakışta önemli şeyler!

Yaklaşık altı ay ve her ayın üçüncü haftasında ele almayı planladığımız bu yazı dizisinde konu başlıklarını aşağıda göreceğiniz şekilde düzenledim.

“Bu yolculuğun, teknoloji üzerine düşünen ve çaba harcamakta olan dostlara farklı bir bakış açısı getirmesi dileğiyle” diyerek başlıyorum.
1. Zamanın önemi
2. Eğitimin önemi (En çabuk meyve veren şey ve öğrenmeyi öğrenme)
3. BTK’nın ve standartlarının önemi (Standartlar nerede?)
4. İşbirliğinin önemi (Operatörler ne yapıyor?)
5. Yenilemenin/yenilikçiliğin önemi (Yatırımlardan ne haber?)
6. Küresel eğilim ve nereye koşuyoruz/koşturuluyoruz?!
• Eve Kadar Fiber (FTTH) gerekli mi?
• Yakınsamada yeni adımlar
• Dünyayı değiştireceği düşünülen rekabetçi yenilikler
• Gelecek nesil ağlar
• Akıllı Evler/Akıllı Şehirler

Zamanın önemi
Her şeyin bir şekilde geri getirilebildiği -yeniden kazanılabildiği- bir dünyada, sadece ve sadece zamanın geri getirilemeyişi ne kadar hüzünlü değil mi?!
Özellikle teknolojiyle ilgilenenler ve çeşitli şekilde onu kullananlar; hızlı, daha hızlı, daha da hızlı olmayı arzulayarak hayatın koşuşturması içinde çırpınıp duruyorlar. Önümüzdeki bilgisayarın (bu akıllı bir telefon ya da herhangi bir tablet de olabilir) daha tuşuna dokunmadan bizi anlamasını ve cevaplamasını umarak sürdürüyoruz yaşamımızı. Peki bu durum size, teknolojiyi araştırarak, geliştirerek ve ortaya yepyeni ürünler koyarak bizleri geleceğe doğru sürükleyen mühendislik mesleklerinin tarifinde yeni bir şeyler söyleme gereğini ortaya koymuyor mu?
Mühendislik mesleğini epeydir “İnsanlara, insanca yaşayacağı zamanı kazandıran meslek” olarak tariflemeyi tercih ediyorum. Ancak, bizlerin teknolojiyle kazanılan zamanı “insanca yaşamak” için kullanıp kullanmadığımız tartışmalı!

Tespit odur ki teknolojik gelişmelerin bize kazandırdığı o en büyük değer olan zamanı yine aynı yolda hesapsız harcamaya devam ediyoruz. Değerli komedyen George Carlin’in 11 Eylül olayından sonra “Zamanın Paradoksu” üzerine söylediklerini hatırlatmakta yarar olabilir.
Özetle ne diyordu Carlin;
Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.
Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
Özellikle sözlerinin sonunda “Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür” dediğinde içimiz katılmıştı.
Bu nedenle, bilinmesi ve unutulmaması gereken acı bir gerçeği de sizlerle paylaşmalıyım.
Eğer 80 yıl yaşayabilirsek (Allah herkese daha uzun ve sağlıklı bir ömür versin!) yaşadığımız süre toplamda 2.522.880.000 saniye tutuyor. Yani ömür dediğiniz şey neresinden baksanız eşittir 2.5 milyar saniye. Bu hesaptan yaşadığınız zamanı düşün, başlasın canınız sıkılmaya!!
Peki bunları dile getirmekteki amaç sizi üzüp, telaşlandırmak mı? Tabii ki değil!
Geri getirilemeyecek tek şeyin “zaman” olduğunu unutmayıp hızlı ama doğru yönde hareket etmeliyiz. Ana amaç; “Zamanın Önemi”ni bilip bunun farkında olarak yaşamaktır. Zaman kazanımımızı, teknolojiyi daha iyi kullanarak artırabilir, insanca yaşamaya daha fazla vakit ayırabiliriz. Unutulmamalıdır ki; hız zaman kazandırır. Ve yukarıdaki rakamlardan da hemen anlaşılabileceği gibi “Herşeyi biriktirebilirsiniz ama ne kendinizi ne de zamanı biriktiremezsiniz. Yaşanmadan ertelenmiş günleri ileride yaşama ihtimaliniz yoktur”. Buna ek olarak saygıdeğer Peter F.Drucker’ ın anılarında bahsettiği Joseph Alois Schumpeter’in (bak. Konjonktür Teorisi) sözü, bu kısa ömrümüzde gerçekten fark yaratmanın ne demek olduğunu açıklıyor “ Dostum, artık kitaplarla ya da teorilerle anımsanmanın yeterli olmadığını bilecek yaştayım. Birisinin yarattığı fark, eğer bir başka insanın yaşamında fark yaratmıyorsa, o kişi fark yaratmış sayılmaz!” Bu konuyu “Eğitimin önemi” bölümünde daha kapsamlı şekilde anlatacağım.
Bu arada zamanın değeri konusu üzerine saygıdeğer hocam Ergun Zoga’dan kısa bir anekdot aktarmak isterim.
“Akşamları eve geldiğinde ve her seferinde eşinin -Bugün yine çok yoruldum!, demesinden meraka kapılan hoca ertesi gün evde kalıp durumu gözlemlemeye karar verir. Eşinden, kendisinin bir kenarda çalışacağını ve o yokmuş gibi hareket etmesini rica eder. Bu arada eşinin tüm hareketlerini “zaman ölçüm çalışması” yaparak kayda geçiirir. Akşam eşi yine çok yorulduğunu söylediğinde hocanın çalışması bitmiştir ve sadece sofrayı kurmak için 6-7 kez mutfağa gidip geldiğiyle başlayıp gün içinde zaman kaybına yol açan tüm alışkanlıklarını anlatır. Ve o günden sonra sevgili eşinin kendi arkadaşlarıyla buluşmak için yeterli vakti kazandığını ve evindeki mutluluk ortamının arttığını dost ve talebelerine aktarır”. Bir başka deyişle; kazanılan zamanın karşılığı daha fazla mutluluk olmalıdır. Ve bunun için kendimize yaptıklarımıza dikkatle bakmamız gerekir. Hatta bu hususta önerilen yöntemlerden biri de; önünüzdeki iki saat içinde ne yapacağınızı planlamak ve o iki saatin ardından neler yaptığınızı kontrol etmektir. Unutmayın ki; başlamazsanız bitiremezsiniz ve erteleyerek ilerleyemezsiniz.
Recep Erilmez’in dediklerini unutmayın ve unutturmayın. Ne demişti şair; “Özenle sakladığımız bir sarı lira gibi ömrümüz; vakit gelip sandıktan çıkardığınızda bir de bakarsınız ki tedavülden kalkmış”. Yaşamı ıskalamayın. Sevdiklerinize vakit ayırmaya özen gösterin. Teknoloji bunun için var!

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.

Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.

 
ETİKETLER : Sayı:939
YORUMLAR
kayınco memo 31 MART 2014 / 01:29 0 0
bu kadar bilgi verici calısmayı ancak benım en kral enıstem yapar. fıkrıne sağlık
volkan kentmen 19 KASIM 2013 / 11:59 0 0
ihsancığım yazını okudum diğerleri sırada.çok güzel ve anlamlı.maalesef bizim nesiller,hep dar kalıplar içerisinde yaşamaya alıştırıldık.her zaman söyler ve buralarda yazarım.bizler ulus olarak okuma alışkanlığımız yoktur.üçüncü şahıslardan bilgi edinmek işin en ucuz yoludur.bizler maalesef yaşamasınıda çalışmayıda bilmeyen bir milletiz.bunda din faktörünüde yabana atmamak lazım.torunuma baktıkça yeni neslin ne kadar bizlerden farklı olduğunu görüyor ve mutlu oluyorum.selamlar.
Haluk Ünal 24 EKİM 2013 / 17:06 0 0
Çok büyük bir keyifler okudum, teşekkürler
ufuk can 09 EKİM 2013 / 11:39 0 0
Ellerinize sağlık ihsan abi her zamanki gibi harika bir yazı olmuş tebrik ederim.
Ekrem Bayhan 30 EYLÜL 2013 / 19:47 0 0
Tesekkürler