AI stratejik bir odak


Bulut, artık bir altyapıdan fazlası, inovasyonun merkezi. Yapay zeka ve makine öğrenimi gibi katmanlı teknolojiler söz konusu olduğunda, bu dönüşüm beraberinde ciddi bir beceri açığını da getiriyor. Bu gerçek ışığında sadece teknoloji sağlamakla kalmayıp, bilgi transferini de stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirten SoftwareOne Türkiye Ülke Müdürü Doğa Pekdemir, “Global düzeyde “Cloud Skills Academy” gibi programlarımızla müşterilerimizin ekiplerini yetkinleştiriyor; Türkiye’de bu programların çıktılarından edindiğimiz tecrübeleri müşterilerimizle paylaşıyoruz” eklemesini yaptı.
Doğa Pekdemir, yapay zeka çözümlerinde ‘önce insan’ ilkesini benimsediklerini de vurguladı. Buna göre, AI ve ML projelerine müşteriler hem teknolojik hem organizasyonel olarak hazırlanıyor. Bunu, dijital direnci artıran önemli bir faktör olarak gördüklerini vurgulayan Doğa Pekdemir’e göre, teknolojiyi satın almak değil, içselleştirmek uzun vadeli başarıyı da getiriyor. Bu yönüyle bulut hizmetini bir varış noktası değil, öğrenme ve gelişim yolculuğu olarak gördüklerini ifade eden Doğa Pekdemir, sorularımızı yanıtladı:
Yapay zeka, analitik, IoT, M2M gibi teknolojiler bulut başlığında ne gibi yenilikleri gerekli kılıyor?
Bu teknolojiler, müşteri yönetiminde daha verimli, proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmamıza olanak tanıyor. Müşteri deneyimini güçlendirmek ve operasyonlarımızı daha etkin hale getirmek için dijitalleşmeyi stratejik öncelik olarak görüyoruz. Öncelikle, yapay zeka destekli analiz araçları ile müşterilerimizin BT altyapılarını ve yazılım kullanım alışkanlıklarını daha iyi anlıyor, bu veriler doğrultusunda özelleştirilmiş çözümler sunuyoruz. Bu sayede maliyet optimizasyonu, lisans yönetimi ve güvenlik gibi kritik alanlarda daha hızlı ve etkin kararlar alabiliyoruz. Yapay zeka; DevOps, DevSecOps, siber güvenlik ve otomasyon alanlarında temsil ettiğimiz ürün ve üreticilerin çözüm portföylerinin neredeyse tamamına entegre olmuş durumda. Dolayısıyla bu alanlar üzerinden sağladığımız hizmet ve teknolojilerde de Al’dan yararlanıyoruz.
Bu gelişimde nasıl konumlanıyorsunuz?
Sektörün başarılı aktörlerinden, bizim de yıllardır Türkiye’de ve dünyada temsil ettiğimiz üreticilerin yapay zeka alanındaki ivmelerini yakından takip ediyoruz. Red Hat’in açık hibrit bulut yapısında güvenliği “shift-left” yaklaşımıyla yazılım geliştirme süreçlerine entegre etmesi, Splunk’un güvenlik analitiğinde AI destekli korelasyon motorları gibi pek çok örnek saymak mümkün. Biz de bu vizyonları hem entegre ediyor hem de müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre uçtan uca güvenlik mimarileriyle yeniden şekillendiriyoruz.
Bu pazarda öncelikleriniz ve stratejiniz hakkında bilgi verir misiniz?
Global ölçekteki bilgi birikimimizi, Türkiye pazarının regülasyonlarına, yatırım alışkanlıklarına ve organizasyonel yapılarına göre esnek ve danışmanlık odaklı şekilde adapte ediyoruz. Ekibimiz hem teknik uzmanlık hem de sektörel içgörüye sahip danışmanlardan oluşuyor. Böylece müşterilerimizin teknik ihtiyaçlarının yanı sıra organizasyonel ve stratejik dönüşüm hedeflerini de anlayarak uçtan uca çözümler üretebiliyoruz. Ayrıca müşterilerimizle kurduğumuz güvene dayalı ilişkiler, uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Bugün IT yöneticileriyle ihtiyaca yönelik çözümleri konuşurken, aynı zamanda bu çözümlerin yönetim kuruluna nasıl sunulacağı, yatırımın geri dönüşü gibi stratejik sorulara da yanıt veriyoruz. Türkiye organizasyonumuzu, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı, etkin ve yenilikçi çözümler sunacak şekilde bir üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz. 2025’in bulut çözümleri konusundaki dünya çapındaki uzmanlığımızın, deneyimlerimizin ve güçlü partnerliklerimizin Türkiye adaptasyonunun tamamlandığı bir yıl olmasını hedefliyoruz. Bu sayede, bulut çözümlerinde müşterilerimize daha kapsamlı ve stratejik destek sunarak, yerel pazardaki varlığımızı daha da güçlendireceğiz. Müşterilerimizin teknoloji yatırımlarını en verimli şekilde yönetebilmeleri için dijitalleşme ve yapay zeka destekli çözümlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Uçtan uca yazılımda şirketlere hangi başlıklarda çözümler sunuyorsunuz?
Hizmet portföyümüz; yazılım lisans yönetimi, uygulama modernizasyonu, DevOps ve DevSecOps danışmanlığı, yapay zekâ tabanlı veri çözümleri, BT süreç otomasyonu ve uçtan uca siber güvenlikten oluşuyor. Lisans yönetimi ve FinOps alanında sunduğumuz danışmanlık hizmetleri, kurumların BT harcamalarını optimize etmelerine, lisans fazlalıklarını tespit ederek tasarruf sağlamalarına ve yatırımlarını daha stratejik yönetmelerine imkân tanıyor. Bu da özellikle döviz kurlarının etkili olduğu bir pazarda katma değer yaratıyor. Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin yüzde 80’i ile aktif olarak çalışıyor, dijital dönüşüm süreçlerinde kurumlara hem teknoloji hem strateji ortağı olarak eşlik ediyoruz.
Veri ve AI servislerine yönelik talebin nasıl gelişmesini bekliyorsunuz?
Talep, hem niceliksel hem de niteliksel olarak ciddi bir dönüşüm geçirecek. Kurumlar artık sadece “veriye sahip olmayı” değil, bu veriden anlamlı sonuçlar çıkararak iş süreçlerine gerçek zamanlı katkı sağlamayı hedefliyor. Bu da yapay zekâ destekli analitik sistemlerin stratejik önemini artırıyor. Müşterilerimizde iki temel eğilim gözlemliyoruz: Birincisi, veriye dayalı karar alma kültürünün yaygınlaşması. İkincisi ise AI uygulamalarının sadece deneysel projelerden çıkıp, kurumsal operasyonların merkezine yerleşmeye başlaması. Bu noktada veri yönetişimi, etik AI kullanımı ve bulut ortamlarında güvenli veri mimarisi gibi konular öne çıkıyor. Talep artık sadece “AI ile ne yapabiliriz?” sorusuna değil, “AI’ı nasıl sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve güvenli hale getiririz?” sorusuna odaklanıyor. Yani veri ve AI servislerine olan talep artmakla kalmayacak, daha sofistike, entegre ve regülasyon uyumlu çözümler talep edilecek. Biz de bu alanda hem teknoloji danışmanlığı hem de uçtan uca çözüm sunabilen bir iş ortağı olarak, müşterilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz.
Türkiye’de yazılım ve bulut partnerleriniz kimler? İsviçre merkezin tutumu burada belirleyici mi?
Türkiye’de dijital dönüşümün dinamikleri globalden farklı değil, ama öncelikleri zaman zaman farklılaşabiliyor. Örneğin; kamu kurumları veya bankalarda, verilerin bulutla tutulmasına izin vermeyen regülasyonlar mevcut. Bu taraflarda on-prem çözümlere ya da veri merkezi Türkiye’de olan partnerlere başvurmamız gerekiyor. Büyük ölçekli kurumlarla çalışırken karşılaştığımız önemli bir başka zorluk ise teknoloji adaptasyonundan ziyade dönüşümün kültürel boyutu oluyor. Yani mesele sadece bir bulut geçişi ya da bir ERP dönüşümü değil; bu teknolojilerin kurum içi süreçlere nasıl entegre edileceği, çalışanların nasıl dahil edileceği, süreçlerin nasıl sürdürülebilir hale geleceği.
Türkiye’ye özel dijital dönüşüm stratejimizi de bunun üzerine inşa ediyoruz. Globalde SoftwareOne, ölçeklenebilir teknoloji çözümleri ve yazılım yaşam döngüsü yönetimiyle öne çıkıyor. Türkiye’de ise bu vizyonu, çok daha çeşitli ve niş çözümler üreten pek çok üretici ile çalışıp, yerel iş yapış biçimlerine en uyumlu çözümleri her müşterinin ihtiyacına özel olarak kurguluyoruz. Özellikle regülasyonlara duyarlılık, bütçe hassasiyetleri ve kaynak planlama gibi konularda çok daha danışmanlık odaklı ilerliyoruz. Örneğin; bir CIO ile yaptığımız görüşmede sadece teknik çözümü değil; aynı zamanda bu çözümün BT ekibi tarafından nasıl sahiplenileceğini, üst yönetimin nasıl ikna edileceğini ve yatırımın geri dönüşünün nasıl ölçümleneceğini de konuşuyoruz. İşte bu yüzden Türkiye’de SoftwareOne sadece bir çözüm sağlayıcı değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşüm partneri olarak konumlanıyor.
Orta vade için Türkiye pazarı hedeflerinizi, stratejinizi ve planlarınızı paylaşır mısınız? Merkez, Türkiye pazarını ve potansiyelini nasıl değerlendiriyor?
Temel hedefimiz, Türkiye’yi global ekosisteme katkı sağlayan bir teknoloji üssü olarak konumlandırmak. Bugün Türk mühendislerinin bilgi birikimi ve çözüm üretme kapasitesi, yalnızca yerel değil, uluslararası projelerde de kendini kanıtlamış durumda. Biz de bu yetkinliği daha fazla yurtdışı projeye entegre ederek, ihracat gücümüzü artırmak istiyoruz.
Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve veri teknolojilerine yönelik yatırımlarımızı artıracağız. AI bizim için iş yapış biçimimizi yeniden tanımlayan stratejik bir odak. Bu alanda hem ürün geliştirme hem de müşteriye özel çözüm üretme noktasında Ar-Ge yatırımlarımızı büyütüyoruz. Global, Türkiye pazarına oldukça önem veriyor. Dünyada yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve makro değişimler Türkiye ekonomisini de etkileyebiliyor, ancak yurt dışından gelen SoftwareOne’a yönelik yatırımın ve ülkemize duyulan güvenin hiçbir zaman durmadığını ve durmayacağını söyleyebilirim.









